Şeytan Çıkarma Şeytan Çarpması Musallatı

EUZUBİLLAHİMİNEŞEYTANİRRACİM………..  EUZUBİLLAHİSSEMİİLALİMİMİNEŞŞEYTANİRRACİM……….    ESTAUZUBİLLAHİSSEMİİLALİMİMİNEŞŞEYTANİRRACİM……..       BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Değerli Kardeşlerim;

Bu bahiste bizzat birçok defalar şahit olduğum ŞEYTAN

ÇARPMASI konusuna bir açıklık ve ön bilgi vermeye çalışacağım.

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki şeytan çarpması şeytanın

istediği hayat tarzını benimseyenlerde ve şeytanın istediği

şekilde yaşayanlarda nadiren görülmektedir. Bunun nedeni

şeytan kendisine tabi olanlara pek fazla rahatsızlık vermez. İlla ki

bariz bir bedduaya maruz kalmış olalar. Bilindiği üzere Şeytan-ı

Lain Allah’ın (c.c.) huzurundan kovulma ve lanetlenme nedeni ne

ise şeytan Çarpmasının da en büyük nedeni ademoğlunda da

aynen cerayan etmektedir. Ne gariptir ki şeytanı lain kendisi

nasıl Allah’ın (c.c.) huzurundan kovuldu ve nasıl lanetlendi ise

asırlar boyunca insanoğlunun Allah katında esfeli safiline

düşmesi için gerek hilelerinde gerekse vesveselerinde ve

aldatmalarında KİBİR üzerinde çok şiddetli çalışmış ve

ademoğlunu tevbe etmeden kabre girmesi konusunda tüm gücü

ve gayreti ile MÜCADELE ETMEKTEDİR. Özellikle bu konuda

nazarı dikkati çeken iblisin günahı nasıl ki kendi soyunu

lanetlemiştir; sizler de kesinlikle her fiil ve günahınızda mutlaka

neslinizi düşününüz. Meşhurdur ki dedesi ekşi elma yese

torununun dişi kamaşır insanlar arasında iştihar bulmuş bir

sözdür.Bu alanda cayi dikkat bizzat şahid olduğum şudur ki anne

ve babaların bedduaları hatta anne ve babaların çocuklarına ve

çocuklarının çocuklarına yaptıkları ahlar ilenmeler ve okunan

lanetlerin tesirleri ve şiddetli çarpılmalar günümüzde o kadar

artmıştır ki benim gibi bir acizin şahit olduğu olaylar ciddi

manada ürkütücü boyutlarda yaşanmakta olduğuna çok defalar

şahit oldum..Şunu da açıkca ifade etmeliyim ki bilindiği üzere

şeytan lanetlenmeden önce meleklere hocalık yapacak

mertebede ve beş büyük melekten birisi idi. Nitekim onun kibri

onu aşağıların aşağısı derecesine sükut etmiştir. Sizler bugün

kibirleri ile şeytan misal lanetlenen ve kurana ve sünneti

seniyyeye göre değil aynen şeytanın ağzından çıkan sözde

olduğu gibi BANA GÖRE… BANA GÖRE sözde alim ve hoca

sıfatındaki ŞEYTAN ÇARPMASINA VE LANETLENMEYE MARUZ

KALMIŞ KİŞİ VE ŞAHISLARDAN NACİZANE KAÇINMANIZI VE

HAYATINIZDA KURANIN VE PEYGAMBERİMİZ ALEYHİSSALATUVESSALAMIN SÜNNETİ SENİYYESİNİN KALESİ İÇERİSİNE GİREREK İMANIMIZI VE NESLİMİZİ MUHAFAZAYA ÇALIŞALIM İNŞAALLAH..

KALDI Kİ GÜNÜMÜZDE ANNE VE BABASINA SÖVENLERİN HATTA DÖVENLERİN OLDUĞU BİR ASRI AHİRDE ŞEYTANI BİLE  UTANDIRACAK FİİLLER AÇIKCA İŞLENMEKTEYKEN ADEMOĞLUNUN ŞEYTAN MUSALLATI  KAÇINILMAZDIR..

ŞEYTAN ÇARPMASI VE TASALLLUTUNUN NEDENLERİ.

1-) EKBER-ÜL KEBAİR(BÜYÜK GÜNAHLAR)

İnsanı helaka götüren kebair  7′dir, fakat helaka götürmeyen kebair  70′tir.Bir kısım alimlerin 7 demesinden murad Ekber-i Kebairdir. Bir kısmının 70 dedikleri 2. derecedeki kebairdir.Yedi adedi üzerinde duran alimler şu hadisi şerifi delil göstermektedir: “Mühlik olan (helak eden) yedi kebairden (büyük günahtan) içtinab ediniz(sakınınız).1) ŞİRK-İ BİLLAH (Allah ‘a şirk koşmak) 2) SİHİR (büyücülük), 3) KATL (haksız yere adam öldürmek), 4)RİBA (faiz yemek), 5) YETİM MALI YEMEK, 6) HARPTEN KAÇMAK, 7)AFİFE (Namuslu) KADINLARA ZİNA İSNADINDA BULUNMAK.Üstad hazretleri Barla Lahikasında harpten kaçmak yerine manevi firar olan” DİNE ZARAR VEREN BİD ‘ALARA TARAFTAR OLMAYI” söylemiş, birde ana-baba’ya asi olmayı ve kat-ı sıla-i rahimi söylemiş. Büyük günahların sayısının çok olduğunu belirtmekte, bu yetmiş büyük günah içerisinden yedisini “ekberül kebair” olarak tavsil etmektedir ki, bu en büyük yedi günah şunlardır: 1) Katl, 2) Zina, 3) İçki içmek, 4) Ana- Baba hakkını gözetmemek ,akrabalarla münasebeti kesmek, 5) Kumar, 6) Yalancı şehadetlik, 7) Dine zarar verecek bid’alara taraflar olmak.

2-) LANETLEME VE LANETLENME

Şemseddin Sami, Kamus-u Türki’de “lanet” kelimesini açıklarken bu kelimenin aynı zamanda “beddua” manasında kullanıldığını da belirtir. Bazı alimler ise, “beddua, lanete yakın bir şeydir” demişlerdir. Bazı hadislerde ise her iki kelime beraber zikredilmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de “lanet” ifadesi yer almaktadır, fakat bu tabir başta müşrik ve Yahudi olmak üzere kafirleredir. Çünkü “lanet”in manası, “insanın Allah’ın rahmet ve affından uzak kalmasını istemektir.”

Bu meseleye ışık tutması açısından bu hususta rivayet edilen bazı hadisleri nakledelim:
“Allah’ın laneti, gazabı ve Cehennemi ile lanetleşmeyin.”(1)
“Mü’min lanet edici olamaz.” (2)
“Kamil bir mü’min kimseyi kötülemez, lanetlemez, aşırı gitmez ve hayasızlık etmez.” (3)
“Şüphesiz ki, lanetçiler Kıyamet Gününde ne şehid olabilirler, ne de şefaatçi…”(4)
Bir seferinde Peygamber Efendimize, “Ya Resulallah! Müşriklere beddua edin” denildiğinde, Resulullah (a.s.m.) şöyle cevap vermiştir: “Ben lanetçi olarak gönderilmedim. Ben ancak ve ancak rahmet olarak gönderildim”(5)

Yine bir defasında Hz. Ebû Bekir kölelerinden bazısına lanet ediyordu. Bu sırada Resulullah (a.s.m.) çıkageldi ve Hz. Ebû Bekir’e şöyle buyurdu: “Hem sıddikler, hem de lanet ediciler… Hayır, Kabe’nin Rabbine yemin olsun ki, bu olamaz.”
Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir kölelerinden bazılarını azat etti ve daha sonra gelerek, “Bir daha yapmayacağım” diye Resulullaha söz verdi.(6)

Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste ise, “Sıddik bir kimseye lanetçi olması yakışmaz” buyurmuşlardır.(7)

Mü’mine yapılan lanetin mes’uliyetine gelince; bu hususta da Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Her kim bir mü’mine lanet ederse, bu, onu öldürmek gibi günahtır. Her kim bir mü’mine küfür isnat ederse, bu da onu öldürmek gibi günahtır.” (8)

Bu hadisin izahında şöyle denilmektedir: “Çünkü lanet, mü’mini uhrevi nimetlerden mahrum olmasını temennidir, öldürmekle müsavidir, günahtır.” Bu meselede rivayet edilen bir başka hadis de şu mealdedir:
“Muhakkak, lanet bir kimseye tevcih edildiği zaman ona yönelir. Eğer ona bir yol ve menfez bulursa (o kimse laneti hak etmişse) onda kalır. Lanet hakkı değilse, “Ey Rabbim, falan kimseye yöneltildim, fakat ona ne bir yol ve ne de bir menfez bulabildim” der. Kendisine, “Geldiğin yere geri dön” denilir. (9)

Peygamberimiz (a.s.m.) birçok hadislerinde lanet ve bedduayı yasaklamış, bu şekilde davranışın mü’mine yakışmayacağını bildirmiştir. Yani hiçbir haklı ve meşrû bir sebep yokken bir mü’mine lanet okumak büyük günahlardan sayılmıştır.
İbni Hacer laneti ikiye ayırır: Birincisi, belli bir topluluğa, diğeri de belirsiz bir topluluğa yapılan lanettir. Belli bir topluluğa misal olarak, Resulullah (a.s.m.), Ra’lan, Zekvan ve Asabe kabilelerine lanet etmiştir; ancak bunların küfür üzerine öleceklerini biliyordu. Belirsiz bir topluluk üzerine yapılan lanete hadis kitaplarında pekçok misal verilmektedir ki, bu da genel bir ifade içinde geçmektedir.

Mesela, Peygamberimiz faiz yiyenleri, hırsızlık yapanları, malının zekatını vermeyenleri, içki imal edenleri, içenleri, rüşvet verip alanları, Müslümanları aldatanları, kadın elbisesi giyen erkeği, erkek elbisesi giyen kadınları… lanetlemiştir. (10)

Teftazani bu meseleyi, “buradaki lanet hakiki manada lanet olmayıp asıl maksat, bu fiillerin kötülüğünü bildirip insanları onlardan sakındırmaktır” şeklinde izah eder.

Kaynaklar
1. Timizi Birr:48.
2. et-Tergib ve’t-Terhfb, 3:470.
3. Tirmizi, Birr:48.
4. Müslim, Birr^B.
5. Müslim, Birr:B7.
6. et-Tergib ve’t-Terhtb, 3:469.
7. Müslim, Biır:84.
8. Tecrid Tercemesi, 12:139.
9. et-Tergib ve’-Terhib, 3:473.
10. İbni Hacer el-Heytemi, ez-Zevacir, 2:6:-61.

Lanetlikler

Diğer Peygamberler, kavimlerine lanet ettikleri halde, Peygamber efendimiz lanet etmemiştir Bir savaşta, kâfirlerin yok olması için dua etmesini istediklerinde (Ben lanet etmek için, insanların azap çekmesi için gönderilmedim Ben, herkese iyilik etmek için, insanların huzura kavuşması için gönderildim) buyurdu Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen, (Seni âlemlere rahmet, iyilik için gönderdik) buyuruluyor (Enbiya 107)

Ancak lanete müstahak olanlara lanet etmiştir Bu konuda sahih olan çok hadis-i şerif vardır Hadis-i şeriflerde (Allah lanet etsin!) denilen zümrelerden bazıları şunlardır:

(Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!) [Hakim]

(Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!) [Buhari]

(Rüşvet alıp verenlere Allah lanet etsin!) [İbni Mace]

(Eshabıma sövenlere Allah lanet etsin!) [Hakim]

(Zekat vermeyenlere Allah lanet etsin!) [Nesai]

(Ana babasına lanet edene Allah lanet etsin!) [Müslim]

3-) BEDDUA VE İLENME

Diğer Peygamberler, kavimlerine lanet ettikleri halde, Peygamber efendimiz lanet etmemiştir Bir savaşta, kâfirlerin yok olması için dua etmesini istediklerinde (Ben lanet etmek için, insanların azap çekmesi için gönderilmedim Ben, herkese iyilik etmek için, insanların huzura kavuşması için gönderildim) buyurdu Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen, (Seni âlemlere rahmet, iyilik için gönderdik) buyuruluyor (Enbiya 107)

Ancak lanete müstahak olanlara lanet etmiştir Bu konuda sahih olan çok hadis-i şerif vardır Hadis-i şeriflerde (Allah lanet etsin!) denilen zümrelerden bazıları şunlardır:

(Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!) [Hakim]

(Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!) [Buhari]

(Rüşvet alıp verenlere Allah lanet etsin!) [İbni Mace]

(Eshabıma sövenlere Allah lanet etsin!) [Hakim]

(Zekat vermeyenlere Allah lanet etsin!) [Nesai]

(Ana babasına lanet edene Allah lanet etsin!) [Müslim]
Dost-düşman kime karşı olursa olsun, bedduâ etmek; tel’in etmek, lânetlemek, ilenmek, birisine kötü olması ve başına kötülük gelmesi için duâ etmek ve hakkında kötülük istemek demektir. Bedduâ konumunda olan kişinin iki hâli vardır: Ya haklıdır, ya haksızdır.

1- Haksız ise, bedduâ yapmakla haddini aşmış ve hattâ zulüm yapmış olmaktadır. Ki bu haramdır. Çünkü haksız bedduâ ancak “sû-i zan”dan beslenir. Sû-i zan ise, haramdır. 1

Laf aramızda, aslında toplum olarak, zanlarımızın çoğu kötü cinstendir. Yani kulağımıza gelen bilgi ve haberlerde, ya da içimize düşen şüphelerde muhatabımız lehine delil varsa, ancak o zaman hüsn-ü zanna, yani iyi zanna gidiyoruz. Halbuki delil varken iyi zan sahibi olmak marifet değildir, fazîletten de sayılmaz. Çünkü zaten muhatabımızın delili, kötü zan kapısını kapamıştır.

Biz; muhatabımızın elinde delil varken değil, delil yokken; göstergeler muhatabımızın aleyhine işliyor gibi görülmeye yüz tutmuş iken; muhatabımızı içimizde mahkûm etmeye meyletmişken; kulağımıza muhatabımız aleyhine sözler gelmeye başlamışken; muhatabımızı yargısız infâza kurban etmeye değil, hüsn-ü zanna, yani muhatabımız hakkındaki iyi zannımızı bozmamaya, kulağımıza gelen veya içimize doğan kötülük düşüncesini de muhatabımız lehine tevil etmeye memur ve vazifeliyiz. Yüce dînimiz zanna dayalı bilgilerde muhatabımızı bizim şerrimizden korumuştur. Ki, sû-i zannın hemen arkası, çoğu zaman bedduâdır. Bedduâları araştıralım, inceleyelim: Esefle göreceğiz ki, büyük çoğunluğu haksızdır, yani sû-i zandan beslenmektedir. Böyle haksız yere yapılan bedduâlar, ilenmeler, tel’inler, lânetlemeler, Allah nezdinde makbul de değildir. Çünkü haklılık yoktur, çünkü sû-i zanna dayanmaktadır, çünkü gerçeklerden uzaktır.

2- Haklı konumda olana gelince, eğer insaf sahibi ise bedduâya yol vermez. Ya ıslâhı için duâ eder. Ya da, çok rencîde olmuş ise, sabrı ve insafı kurumuş ise, onu, Allah’ın adâletine, cezâsına, celâline, kahrına ve kibriyâsına havâle etmekle, yani Allah’a ısmarlamakla yetinir.

Haklı olan kişinin böyle bir havâlesini ise Cenâb-ı Hak çoğu zaman makbûle şâyân bulur, kabul eder ve onun hakkını ondan mislî bir cezâ ile alır.

Fakat buradaki havâlenin dil ile, çok galiz tabirlerle, sövüp saymakla, bağırıp çağırmakla yapılmasına gerek yoktur. Esasen, böyle galiz tabirler, sövmek ve saymaklar kişiyi, Allah nezdinde haklı iken, haksız duruma da düşürebilir. Çünkü karşı tarafın el ile verdiği zararı, kendisi de dil ile vermiştir, hakkını dili ile kendisi almıştır, Allah’ın adâletine bırakmamıştır.

Bir kişinin haksız yere kalbinin incitilmesi, gönlünün kırılması, gözlerinin yaşarması esasen fıtrî bir bedduâ hâlidir. Ve asıl bedduâ dili de budur. Dilinin hiçbir biçimde tel’in ifâdesi okumasına, yani bedduâ etmesine gerek yoktur. Çünkü Allah, Ahkemü’l-Hâkimîn’dir; hâkimlerin Hâkim’idir. Erhamü’r-Râhimîn’dir; merhametlilerin en merhametlisidir. Mâsumların, mazlumların, dilsizlerin, yavruların, çaresizlerin, kimsesizlerin, hayvanların hal dili ile çaresizlik içinde yaptıkları beddualardan sakınmalıdır.

Halkımız, ters giden işinde birinin hakkı ve hukûku söz konusu olduğunu düşünür veya üzerinde bedduâ izleri arar. Bunda haksız da değildir. İşimizin ters gidişi bazan üzerimizdeki bir bedduânın eseri olabilir. Düşünürüz, hatâmızı anlarız, pişman oluruz ve tevbe ederiz.

Haklı konumda olduğumuz halde bedduâ yapmamak ve muhatabımızın ıslâhını dilemek, hidâyeti için duâ etmek, ahlâkımızın güzelliğini gösterir. Sünnet olan da budur. Yani zarar gördüğümüz birisinin, ıslâhı için duâ etmek sünnettir.

Hakkı tebliğ için Taif’e giden Peygamber Efendimiz (asm), burada hiçbir güler yüzle karşılaşmamakla berâber, Taif’lilerin küstahça hakâretlerine, alaylarına, istihfaflarına, ağır sözlerine ve ezâlarına maruz kalmıştı. Bununla bırakmadılar; ne kadar ayak takımı, sokak genci ve köle varsa, Fahr-i Kâinât Efendimizin (asm) üzerine saldırttılar. Gözü dönmüş kendini bilmezler, İki Cihan Güneşini (asm) taşa tuttular. Öyle ki, taşların acısından Peygamber Efendimiz (asm) yürümekte zorlanıyor, oturuyor; fakat vicdan yoksunları yeniden taşa tutuyorlar, Allah Resûlünü (asm) kalkmak ve uzaklaşmak zorunda bırakıyorlardı. Mübârek vücudu yara almıştı, ayakları kan içinde kalmıştı. Kendisini bir bağın içine attı ve Allah’a şöyle duâ etti:

“Allah’ım! Güçsüzlüğümü ve halk tarafından hor ve hakîr görüldüğümü Sana arz ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sen, zaif olduğunu hissedip Sana sığınanların Rabb’isin. Sen, beni kötü huylu, asık suratlı ve yüzsüz bir düşman eline düşürmeyecek, hattâ işlerimi eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak derecede üzerimde merhamet sahibisin. Allah’ım, eğer Sen bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim mihnetlere, belâlara hiç aldırmam. Bununla berâber, Senin koruyuculuğun, bunları da göstermeyecek kadar geniştir. Senin gazabına uğramaktan, ya da hoşnutsuzluğuna düşmekten, Senin o karanlıkları yırtan, parlatan ve dünya ve âhiret işlerini yoluna koyan İlâhî nûruna sığınıyorum. Sen râzı olasıya kadar affını diliyorum. Allah’ım, beni affet! Her kuvvet ve her kudret ancak Seninle kâimdir.” Sonra Hazret-i Cebrâil (as) ile birlikte dağlar meleği göründü. Hazret-i Cebrâil (as);

“Şüphesiz Allah, kavminin sana neler söylediğini işitti. Sana şu dağlar meleğini gönderdi. Kavmin hakkında dilediğini yapmak üzere onlara emredebilirsin” dedi.
Dağlar meleği, emretmesi halinde, kaşla göz arasında müşriklerin üzerine Ebû Kubeys dağı ile Kuaykıan dağlarını yıkarak müşrikleri helâk edebileceğini belirtti. Fakat Rahmet Elçisi Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Hayır, ben böyle bir şey istemem. İstediğim tek şey, Allah’ın, bu müşriklerin sulbünden, yalnız Allah’a ibâdet eden ve hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayan bir nesil meydana çıkarmasıdır.”2

Demek, haklı da olsak, bedduâya sarılmak fazîlet değil, şeref değil, mârifet değil, insaf değil, erdem değildir.

Dipnot:
1-Hucurât Sûresi, 49/12;
2-Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 9/1333; Tecrit Terc. 2/759

4-)KİBİR VE ENANİYET(BENLİK DUYGUSU)

Şeytan’a ait bir özellik olan kibir, onun Hz. Adem’e secde etmesini engellemişti. Cenab-ı Allah bunu Kur’ân-ı Kerim’de şöyle anlatmaktadır:
“(Hz. Adem’e) secde etmekten yalnızca İblis kaçındı. Kibirlendi ve kâfirlerden oldu” (el-Bakara, 2/34).

Küfür ve inkârın en önemli sebebi kibirdir. Bunu Hz. Adem (a.s)’ın kıssasında görmek mümkündür. Nitekim şeytan’ın kibrinden dolayı isyanından sonra, inkâr ve isyan edenlerin çoğu kibir nedeniyle isyan etmişlerdir. Hz. Musa’nın apaçık delilleri karşısında Firavun inkâr etmişti. “Sonra da Musa’yı ve Harun’u, firavun ve topluluğuna mucizelerimizle gönderdik. fakat onlar, kibirlendiler ve suçlu bir kavim oldular” (Yûnus 10/75). Hz. Peygamber (s.a.s) döneminde inkâr eden zengin ve ileri gelen insanlar kibir neticesinde inkar etmişlerdir. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “En sonunda da sırt çevirdi. Büyüklük tasladı ve şöyle dedi: “Bu eskilerden kalan bir sihirden başka bir şey değildir” (el-Müddesir, 74/23-24), Zenginlik, ululuk ve makam sahibi olmakla kibrin yakın alakası, Allah Teâlâ’nın beytan’a şu hitabında görülmektedir: “Kibirlendin mi, yoksa kendini yüce mi zannettin?” (Sâd, 38/75),

Kibir inkârda önemli bir rol oynadığından Allah Teâlâ Kur’ân’da kibirden ve bu kelimenin türevleri olan istikbâr, müstekbir ve kibriya’dan sık sık bahsetmektedir,

Hz, Nuh (a.s) oğluna vasiyet ederken “iki şeyden seni menederim, biri şirk diğeri kibirdir” buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, I, 170). Ebu Reyhâne (r,a) Hz. Peygamber (s.a.s)’den şöyle rivayet etmiştir: “Cennete kibirden hiçbir şey giremez”. Orada bulunanlardan biri şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasülü! Ben, kamçımın şaklaması ve ayakkabımın sağlamlığı ile güzel görünmekten hoşlanırım, bu kibir midir?” Hz, Peygamber (s.a.s) “Hayır bu kibir değildir. Allah güzeldir güzeli sever Kibir hakkı küçük görmek ve başı gözü ile insanlarla alay etmektir” (Müslim, İman, 47; Ahmed b Hanbel, lV, 133-134) buyurdu. Bu hadis-i şerif hakk karşısındaki alaycılık ve inkârın kibir olduğunu anlatmakla birlikte insanlarla alay etmenin kibirden kaynaklandığına işaret etmektedir. Hz. Peygamber yanında sol eli ile yemek yiyen bir adama “sağınla ye” demiştir. Adam “sağımla yiyemiyorum” deyince Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Yiyemez ol; Bu adamın sağıyla yemek yiyemiyorum demesi yalnızca kibrindendir” (Müslim, Eşribe, 107).

Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Kalbinde hardal tanesi kadar iman olan hiç bir kimse cehenneme girmez; kalbinde hardal tanesi kadar tekebbür bulunan hiç bir kimse de cennete giremez” (Müslim, İman, 147, 148, 149; Ebû Dâvud, Libâs, 26; Tirmizi, Birr, 610; İbn Mâce Mukaddime, 9; Zühd, 16), Bu hadis-i şerifin Müslim’in es-Sahih’indeki bab başlığı, “kibrin haram olması ve bunun açıklanması” şeklindedir. Buradan da anlaşılacağı gibi kibir haram olan kötü huylardan birisidir. Hadisteki ifade kibirli insanın cennete giremeyeceğini anlatmaktadır. Ancak buradaki kibir, Allah’a ve Peygamber (s.a.s)’e karşı olan kibirdir. Ahlâkî bir özellik olarak kibir, başkalarını küçük görmek ve onlarla alay etmek anlamıyla düşünülürse bu özellik insanı dinden çıkaran bir özellik değildir. Ancak haramdır, insanı dinden çıkarabilecek fiiller işlenmesine sebep olabilir. Böyle bir özellik sahibi de cehennemde kibrinin cezasını çektikten sonra Allah’ın afv ve mağfiretiyle cennete girecektir, Nitekim bir âyet-i kerime’de Allah Teâlâ: “Biz onların kalblerindeki kin ve hasedi çıkaracağız” (el-Hicr, 15/47) buyurarak, cennete giren insanların kalbinden dünyadaki ahlâkî kusurlarının temizleneceğini anlatmaktadır.

Bu konudaki bir başka hadis-i şerif şöyledir: “Kendini büyük gören yahut kibirli kibirli yürüyen kimse Allah’ın huzuruna, Allah kendisine gazablanmış olarak çıkar” (Ahmed b. Hanbel, II, 118). Bu hadis kibirlinin âhiretteki durumunu gözler önüne sermektedir. Bu tür bir gazab-ı ilâhiye sebep olarak Hz. Peygamber insanın elbisesini sürüyerek çalım satmasını ve kibirlenmesini de göstermiş ve: “Elbisesini kibirle yerde sürüyen kimseye Allah merhamet nazarı ile bakmaz” (Müslim, Libâs, 42) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifler ahlâkı bir kusur olan kibrin Allah nezdinde ne derece kötü kabul edildiğini anlatmaktadır. Bir başka kibir şekli olan hakka karşı büyüklenmek ise kâfirlikle bir kabul edilmiş ve lanetlenmiştir. Hz, Peygamber şöyle buyurur: “Mütekebbirler kıyamet gününde, insan yeklinde küçük karıncalar gibi hasredilir. Bütün her taraflarından zillet onları kuşatır…” (Tirmizî, Kıyâme, 47; Ahmed b Hanbel, II, 179).

Hz, Peygamber, kibirlilerin cehenneme gireceğini şöyle anlatmıştır: “Cennet ile cehennem münakaşa ettiler. Cehennem şöyle dedi: “Bana zâlimlerle kibirliler girecek” Cennet onu şöyle cevapladı. “Bana zayıflarla yoksullar girecek” Bunun üzerine Allah (c.c) berikine “Sen benim azabımsın seninle dilediğime azab ederim” buyurdu. Ötekine de “Sen benim rahmetimsin, Seninle dilediğime rahmet ederim Sizin her biriniz için dolu dolu insanlar var” (Müslim, Cenne, 34, 35, 36) buyurdu. Bu konudaki kudsi bir hadis-i şerifte Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Kibriyâ ridam, azâmet izârımdır. Kim bu ikisinden herhangi birinde benimle çekişirse onu cehenneme atarım” (Ebû Dâvud, Libâs, 25; İbn Mâce, Zühd, 16). Hz. Peygamber (s.aş) kibri zemmettiği gibi, kibrin müspet karşıtı olan tevâzuyu da övmüştür. Bir hutbelerinde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Allah azze ve celle bana şöyle vahyetti: Mütevâzî olun, öyle mütevâzî olun ki, biriniz diğerine karşı övünmede bile bulunmasın” (ibn Mâce, Zühd, 16)

İslâm bir ahlâkî kusur olan kibri yasaklamıştır. Böyle bir kibir haramdır, Allah’ın rahmetinden kovulma sebebidir. Ancak bir kibir daha vardır ki Kur’an bunu “Müstekbir” ifadesiyle ifade etmiştir. Müstekbirler Allah’ın arzında bizzat kendi güzelliklerini tesis etmek için gayret gösteren azgınlar ve zorbalardır. Bunlar Allah’ın kullarını kendi köleleri yapmak için Allah’ın dinine karşı büyüklenirler. Allah Teâlâ bu çeşit insanlar için şöyle buyurmaktadır: “İşte âhiret yurdu; Biz onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuk çıkarmayı istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) sonuç muttakilerindir” (el-Kasas, 28/83). (Ayrıca bk. İstikbar, Müstekbir maddeleri).

Kibir, İnsanı İnkâra Sürükler…
Kibir, insanın kendisini başkasından üstün görmesidir. İnsan, kendisini başkasından üstün görmekle, kalbi rahat eder, kendini ve ibadetlerini beğenir. Kibir, kötü bir huydur, kalb hastalıklarındandır ve haramdır. İnsanın Halıkını yani yaratanını, Rabbini unutmanın alametidir. Çok kimse, bu kötü hastalığa yakalanmıştır. Hadis-i şerifte; “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez”buyurulmuştur.Kibrin en kötüsü, Allahü teâlâya karşı kibirli olmaktır. Nemrud böyle idi. Tanrı olduğunu ilan etti. Allahü teâlânın nasihat vermek için gönderdiği Peygamberi ateşe attı. Firavun da böyle ahmaklardan biri idi. Mümin suresinin 60. âyet-i kerimesinde mealen;”Büyüklenerek bana ibadet etmeyenler, alçalmış olarak Cehenneme girecektir” buyurulmuştur.Peygamberlere karşı kibirlenenler de olmuştur. Peygamberleri kendileri gibi bir insan olarak gördükleri için, kibirlenerek iman etmemişler, kabul etmemişlerdir.Herhangi bir hususta kendini başkasından üstün gören kibirlidir. Kibrin sebepleri ise; ilim, ibadet, soy, güzellik, kuvvet, servet, mevki, yakınların çokluğu gibi şeylerdir. Halbuki bunlar, insanda kalıcı değil, geçicidir. Nitekim 200 bin sene itaat, ibadet eden iblis yani şeytan, kibirlenip secde etmediği için, ebedi olarak melun olmuş, lanetlenmiş ve reddedilmiştir. Hadis-i şerifte;”Allahü teâlâ buyuruyor ki; kibriya, üstünlük ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam”buyurulmuştur.Kibriya sıfatı, Allahü teâlâya mahsustur. İnsan, nefsini ne kadar aşağılarsa, Allahü teâlâ indinde kıymeti o kadar yükselir. Kendine kıymet verenin, Allahü teâlâ katında kıymeti olmaz.Yanına başkasının oturmasını istememek,
Hastalarla birlikte oturmamak,
Evine lazım olan eşyaları alıp evine getirmemek,
Eski elbisesini tekrar giymekten hoşlanmamak,
İş başında iş elbisesi giymek istememek,
Fakirlerin davetine gitmek istemeyip zenginlerinkini tercih etmek,
Akrabasının ve çocuklarının ihtiyaçlarını temin etmemek,
Doğru sözü, haklı tenkitleri kabul etmeyip münakaşa etmek,
Kusurunu, kabahatini bildirenlere teşekkür etmemek,
İçeri girince, oradakilerin ayağa kalkmaları hoşuna gitmek gibi şeyler,

Hep kibir alametidir.
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:“Kalb meleklere mahsus bir evdir. Gadab, şehvet, hased, kibir gibi kötü sıfatlar, uluyan köpek gibidirler. Köpeklerin bulunduğu yere melekler girmez. Hadis-i şerifte, (Köpek ve resim bulunan eve melekler girmez) buyuruldu. Bu hadis-i şerifteki evin kalb olduğunu ve köpeğin de, kötü huylar demek olduğunu söylemiyorum. Açık manalarına inanmakla beraber, yukarıdaki manaları da ilave ediyorum.”Bir kimse, başkasının tenkidinden hoşlanmıyor, onun benden ne farkı var, o da bir insan diyorsa, hakkı onun ağzından duymak zor geliyorsa, bilmelidir ki bu da kibirdendir.İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:“İnsanın dışında şeytan bulunduğu gibi, içinde de vardır. İnsanın içindeki şeytanı, onun kudretinin, enerjisinin taşkınlığıdır. Enerji artınca, insanda kibir ve yükseklik hasıl olur. Kötü sıfatların en aşağısı da, bu kibir sıfatıdır. Enerjinin teslim olması, selamet bulması, bu kötülüğün ondan gitmesidir.”
Bayezid-i Bistami hazretleri bir gün yolda giderken yanından geçen bir köpeği görür ve köpeğe değip necaset bulaşmasın diye eteklerini toplar. O anda köpek dile gelerek der ki:
“Benden sana bulaşacak kir, üç defa yıkamakla temiz olur. Ama senin nefsindeki kibir kiri, yedi deryada yıkansa temiz olmaz.”Netice olarak kibir, insanı, Allahü teâlânın bütün emirlerine muhalefet etmeye sevk eder. Çünkü kibirli insan, başka birinden hak ve hakikati duysa, onu kabul etmek istemez, hemen karşı çıkar ve çeşitli yollardan, onların doğru olduğunu bile bile çürütmeye çalışır. Takıyyüddin Sübki hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Bütün fesadın başı kibirdir. Kibir, kalbi, nasihat kabul etmekten ve emre itaat etmekten alıkoyar.”GüZeL GöReN GüZeL DüŞüNüR, GüZeL DüŞüNeN HaYaTıNdaN LeZzeT ALıR.(Bediüzzaman Said Nursi)

 

  Netice olarak kibir, insanı, Allahü teâlânın bütün emirlerine muhalefet etmeye sevk eder. Çünkü kibirli insan, başka birinden hak ve hakikati duysa, onu kabul etmek istemez, hemen karşı çıkar ve çeşitli yollardan, onların doğru olduğunu bile bile çürütmeye çalışır. Takıyyüddin Sübki hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Bütün fesadın başı kibirdir. Kibir, kalbi, nasihat kabul etmekten ve emre itaat etmekten alıkoyar.”

5-) KUL HAKKI

Anne-babaya öf bile demeyelim…
Hz. Ebu’d-Derdâ’nın (ra), şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ben Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittim: “Anne-baba, Cennet’in orta kapısıdır. Artık sen o kapıyı ister zayi et, ister muhafaza et.” (Tirmizî, Birr, 3)
Rabbimiz bizi şöyle ikaz ediyor: “Rabb’in şöyle buyurdu:ALLAH’tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele edin. Şayet onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten yüksünme, “öff!” bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle. Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: “Yâ Rabbi, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur!” (İsrâ Sûresi, 17/23-24)En çok kim hak sahibidir?Efendimiz’in hadislerine baktığımızda anne hakkının baba hakkından üç misli fazla olduğunu öğreniyoruz.
Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam gelerek: “Ey ALLAH’ın Resulü! İyi davranıp hoş sohbette bulunmama en çok kim hak sahibidir?” diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam): “Annen!” diye cevap verdi. Adam: “Sonra kim?” dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) “Annen!” diye cevap verdi. Adam tekrar: “Sonra kim?” dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) yine: “Annen!” diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: “Sonra kim?” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) bu dördüncüyü: “Baban!” diye cevapladı.” Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1)

Abdullah İbn Amr İbn’l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam: “Ey ALLAH ’ın Resulü benim malım ve bir de çocuğum var. Babam malımı almak istiyor. (Ne yapayım?)” diye sordu, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam): “Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki, evladlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyle ise evladlarınızın kazançlarından yiyin” buyurdu. (Ebu Dâvud, Büyû’ 79; İbn Mâce, Ticârât 64.)Cennet onların ayağı altındadırMuâviye ibn Câhime’nin anlattığına göre; Câhime (radıyallahu anh) Hz Peygamber’e ve (aleyhissalâtu vesselam) gelir ve: “Ey ALLAH ’ın Resulü, ben gazveye (cihad) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişare etmeye geldim” der. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam): “Annen var mı?” diye sorar. “Evet” deyince, “Öyleyse ondan ayrılma zira Cennet onun ayağının altındadır” buyurur. (Nesâî, Cihad 6.)Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sas) bir gün: “Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün” dedi. “Kimin burnu sürtülsün ey ALLAH’ın Resulü?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Ebeveyninden her ikisinin veya sâdece birinin yaşlılığına ulaştığı halde (rızasını alıp da) Cennet’e giremeyenin.” (Müslim, Birr 9)Esma Bintu Ebî Bekr (r. anhâ) anlatıyor: Henüz müşrik olan annem yanıma geldi. Hz. Peygamber’den (sas) sorarak: “Annem geldi, görüşüp konuşmayı arzu ediyor, anneme iyi davranayım mı?” dedim. “Evet” dedi, “Ona gereken hürmeti göster.” (Buhârî, Hibe 28, Edeb İbn Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam Resûlullah’a (aleyhissalâtu vesselam) gelerek: “Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe imkanım var mı?” dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam): “Annen var mı?” diye sordu. Adam: “Hayır yok” dedi. “Peki teyzen de mi yok?” dedi. Adam: “Evet, var” deyince Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam): “Öyle ise ona iyilik yap! Teyze anne makamındadır.” diye emretti,” (Tirmizî, Birr 6.)

Samimi niyet ve dua
Ebû Hüreyre rivayet ediyor: ‘Sizden önce geçenlerden üç kişi çocuklarının geçimini sağlamak için yola koyuldular. O sırada yağmura tutuldular. Bunun üzerine bir mağaraya sığındılar.Daha sonra bir kaya parçası düşerek mağaranın ağzını kapattı. Aralarında şöyle konuştular:“Mahvolduk, taş düştü. Bunun sebebini yalnız  ALLAH bilir. Yaptığımız en güzel davranışları dile getirerek ALLAH ’a dua etmekten başka çaremiz yoktur. İçlerinden biri anlatmaya başladı:”ALLAH “’ım, hoşuma giden bir kadın vardı. Ona sahip olmak istedim. Fakat o kabul etmedi. Bunun üzerine bir miktar para verdim. Kabul etti. Tam ona yaklaşacağım sırada vazgeçtim. Bilirsin ki, bundan sırf senin rahmetini kazanmak, azabına uğramamak için uzaklaştım. Şu kayayı bizden uzaklaştır.” deyince kaya parçası bir miktar açıldı.Diğeri şöyle anlattı:“Yâ Rabbi, bilirsin, benim çok yaşlı anne-babam vardı. Onlara akşam sütünü içirmeden ne çocuklarıma ne de başkalarına bir şey içirmezdim. Bir gün odun toplamak için uzağa gittim. Döndüğümde onlar uyumuştu. Akşam sütlerini hazırladım, fakat onlar uykudaydı. Onlar içmeden önce çocuklarımla birlikte akşam süt içmeyi uygun bulmadım. Onlar uyanıncaya kadar süt kabı elimde olduğu halde bekledim. Sonunda sabah oldu, uyandılar ve sütlerini içtiler. ALLAH’ım, eğer bunu sırf Senin rızanı kazanmak için yapmışsam su kayayı buradan uzaklaştır.” dedi.Bunun üzerine kaya parçası biraz daha açıldı. Fakat çıkılacak gibi değildi.Sonra bir diğeri şöyle anlattı:“ ALLAH ’ım, bilirsin bir gün bir işçi tutmuştum. Yarım gün çalıştı. Ücretini verdim. Kızarak ücretini almadı. Çekip gitti. Ben de her çeşit maldan onun hesabına çoğalttım. Bir zaman sonra ücretini almaya geldi. Ben de; ‘Şu gördüklerinin hepsini al, tamamı senindir, dedim. İstesem yalnız önceki ücretini verir, diğerlerini vermezdim. ALLAH ’ım bilirsin ki, bunu sırf senin rahmetini umduğum, azabından korktuğum için yaptım. Şu kayayı buradan uzaklaştır” dedi. Kaya parçası bütünüyle kalktı. Onlar da çıkıp yola koyuldular.

6-)BÜYÜ YAPMAK VE YAPTIRMAK VE FALCILIK

BÜYÜ YAPAN VE YAPTIRAN HAKKINDA HZ. ALLAH (C.C) BÜYÜYÜ YAPAN VE YAPTIRANIN KENDISINE ORTAK KOSMAKLA BIR TUTMUS VE BÜYÜCÜLERIN KENDI IZNI OLMADAN HIÇBIR KIMSEYE ZARAR VEREMEYECEKLERINI BUYURMUSTUR. Ebu Hureyre den rivayet edilmistir ; Peygamberimiz (s.a.v.) söyle buyurdular;

Yedi büyük günahtan sakinin “Sahabe sordu nedir onlar ey Allah in elçisi” “Peygamberimiz S.A.V cevaben Allaha sirk kosmak,
Büyü yapmak, Allahin helal saydigi sekillerin hilafina insan öldürmek, faiz yemek,yetim mali yemek, savasta – cepheden kaçmak, hiçbirseyden haberi olmayan masum genç kiz ve Müslüman kadinlara iftira atmak.
Peygamberimiz S.A.V hadis i seriflerinde büyüden uzak durmamizi emreder onu büyük günahlar arasinda göstermektedir. Bu da büyünün bir hurafe degil gerçek oldugunu gösterir.İslâm mezhep imamlarına göre sihir yapan kişi suç işlemiş sayılır ve en ağır dünyevi cezaya çarptırılır. Meselâ: büyücü yaptığı büyünün etkisiyle birinin ölümüne sebebiyet verecek olursa İmam-ı Malik, İmam-ı Şafii ve İmam-ı Ahmed’e göre kısas lazım gelir. İmam-ı Âzam’a göre ise bu işin tekrarı halinde kısas lazım gelir.İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik ve İmam-ı Ahmed’e göre bir büyüden dolayı bir kimsenin ölümüne sebebiyet verdikten sonra tevbe edecek olursa, tevbesi kabul olur kısas yapılmaz. Ancak İmam-ı Âzam’a göre, bu durumda kısas kalkarsa da ağır hapse çarptınlır(32).“Rivayete göre, Hz. Ömer (RA), müslümanların temiz inançlanna etki etmeye çalışan, İslâm ahlâk ve prensiplerini yıkmaya yönelik çalışma vegayret içinde olan büyücülerin öldürülmesi için emir vermiştir.Hatta bu maksatla üç büyük büyücünün öldürüldüğü de rivayetler arasındadır”(33).

7-)BÜYÜK KONUŞMAK VE KÜÇÜMSEMEK

Suçu kendimizde aramak
 Sual: Suçsuz yere çeşitli iftira ve hakaretlere uğruyorum. Suçum yokken birisi gelip sataşıyor. Kimi alacağımı vermiyor, kimi borçlu çıkartıyor. Dualarım kabul olmuyor. Sıkıntılar, belalar yakamı bırakmıyor. Bunların gerçek sebebi ne olabilir?
CEVAP
Önce sıkıntı, bela niye gelir? Bela, insana iki sebepten ileri gelir:
1- Günahsız kimselere, büyük zatlara gelir. Bu da onların derecelerinin yükselmelerine sebep olur. Başka hikmetleri de olabilir. Çünkü hadis-i şerifte, (En şiddetli bela, enbiya, evliya ve benzerlerine gelir)buyuruluyor. (Tirmizi)

2
– Dertlerin, belaların gelmesine sebep günah işlemek veya lüzumlu sebeplere yapışmakta kusur etmektir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Size gelen her musibet, kendi ellerinizle işleyip kazandığınız günahlar yüzündendir. Bununla beraber Allah bir çoğunu da affeder, [musibete uğratmaz.])[Şura 30]Çoluk çocukta, hayvanda, âmirde, memurda bir huysuzluk görülürse, kabahatin kendimizde olduğunu anlamalıyız. Salihlerden biri buyuruyor ki:
(Eşim huysuzluk edince, yanlış bir iş yaptığımı anlardım. Hemen o işime tevbe edince, eşimin huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiği meydana çıkardı.)Demek ki belalar, kendi hatalarımız sebebiyle geliyor. Bizim suçumuz, hatamızı görmemektir.Üstümüze tatlı sürüyoruz, tatlıya gelen sinekleri suçluyoruz. Kovana çöp sokuyoruz, suçu bize saldıran arılarda buluyoruz. Salihler, her sıkıntıda, kusuru kendisinde görürdü. Büyük bir zat yolda giderken, bir kadın farkında olmadan pencereden üstüne kül döker. Daha kadın özür dilemeden, (Bu başa kül değil ateş layıktı, ucuz atlattık) der. Kendi ayıplarına bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştıran, kusuru hep başkasında bulan kimse, başına daha büyük bela gelmediğine şükretmelidir.Allahü teâlâ hiç kimseye zulmetmez, sebepsiz bela göndermez. Başımıza gelen her sıkıntı kendimizden, günahlarımızdan kaynaklanmaktadır. Belki o işte, suçsuz görünsek de, başka bir iş sebebiyle bu sıkıntıların geldiğini anlamalıyız.Mevla intikamını kul eli ile alır
İlmihali bilmeyen bunu kul etti sanır.

Günahlardan tevbe edip, nefsi aşağılayarak terbiyeye çalışmalı. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Nefsini zelil eden, dinini aziz etmiş, nefsini aziz eden dinini aşağılamış olur.) [Ebu Nuaym] Çünkü nefs Allahü teâlânın düşmanıdır, hep zararlı iş yapmak ister. Kur’an-ı kerimde mealen,
(Nefs hep kötülüğü emreder)buyuruluyor. (Yusuf 53)Şeytanın aldatması zayıftır. Nefsimiz daha tehlikelidir. Hadis-i şerifte, (İnsanın en kuvvetli düşmanı nefsidir)buyuruldu. Dışarıdaki düşman, bu iç düşmanın yardımı ile bize saldırıp, bizi yaralıyor. Nefsin her isteği, Allahü teâlânın yasak ettiği şeylerdir. Hep, kendi can düşmanı olan şeytana uyar. Nefse uyan kimse de, hep İslamiyet’in dışına çıkar.Dinin bütün emir ve yasakları nefsi ezmek, taşkınca isteklerini önlemek içindir. Dine uyuldukça nefsin istekleri azalır. Nefs, temizlenmedikçe, üstünlük sevdasından, kendini beğenmekten vazgeçmez. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Nefse uymak ve kendini beğenmek felakete sürükler.) [Taberani]Kendini beğenmek felakettir
Yukarıdaki yazımızda, kabahati her zaman kendimizde bulmak gerektiğini bildirmiştik. Suçu hep başkalarına yüklersek, kendimizi beğenirsek, başkalarını küçümsersek bunlar bizim felaketimiz olur. Kendimiz övülmeye takdir edilmeye layık birisi olsak bile, kendimizi övmemiz çok yanlış olur. Çünkü, (Çirkin olan doğru, kişinin kendini övmesidir) buyurmuşlardır. Övünmek, kibirden gelir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah, kendini beğenip övüneni sevmez.) [Lokman18](Allah, büyüklük taslayanları sevmez.) [Nahl 23]Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Kendini beğenen helak olur.) [Buhari](Arkadaşını hakir görmek, kötülük olarak yeter.) [Müslim]Kendini beğenen nasihat kabul etmez. Hep itiraz eder, öyle değil diyerek kendini haklı, karşısındakini haksız çıkarmaya çalışır. Allah’tan kork şunu yapma dense, hemen itiraz eder. Bir hadis-i şerif meali:
(Allah’tan kork diyene, sen önce kendine bak diyeni Allahü teâlâ sevmez.) [Beyheki]İtiraz etmeyi âdet haline getirmek, “Hayır öyle değildir” demek, çok çirkindir. Çünkü böyle söylemek, (Sen bilmiyorsun, bu işten sen anlamazsın, sen ahmaksın, ben akıllı ve bilgiliyim) demektir. Bu ise, kendini büyük görüp, başkalarına hücum etmektir. Lüzum yokken, karşımızdaki şahsın kusurlarını bulup kendisine göstermek günahtır. Çünkü onun hatasını söylemekle üzmüş ve kalbini kırmış oluruz. Zaruretsiz incitmek haramdır. Böyle şeylerde başkasının hatasını söylemek gerekmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşine itiraz etme.) [Tirmizi](İtiraz etmeyene, haklı iken, münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir.)[Taberani] Hakkı, düşman da söylese kabul etmeli. Hakkı kabul edememek kibirdendir. Kibir ise büyük günahtır. Doğruyu kabul etmemeye inat denir. İnat, karşısındakini aşağı görmekten ileri gelir.Fazilettir hatayı hep kabul etmek gerek
Hakkı kabul için inat etmemek gerekHadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Küçük, büyük, iyi kötü veya hoşlanmadığın biri, hakkı söylerse, kabul et.) [Deylemi]
(Bilmediği şeyde inat edene, inadından vazgeçene kadar Allahü teâlâ gazap eder.)
[İ.Ebiddünya](Kibirli, hakkı küçük görür, inkâr eder, insanlara hakaret gözü ile bakar.) [İ.Gazali](Müslümanı hakir görmek, kişiye kötülük olarak yeter.) [Müslim]İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bekara suresinin (Kalblerinde hastalık vardır) mealindeki onuncu âyet-i kerimesi ile bildirilen hastalık, tedavi edilmedikçe, hakiki iman ele geçmez. Kalbi hasta olanın imanı, imanın suretidir. Nefsini temizleyen hakiki imana kavuşur. Yunus suresinin, (Allah’ın evliyası için korku ve üzüntü yoktur) mealindeki 62. âyet-i kerimesindeki müjde, hakiki imana kavuşanlar içindir.(1/46)Demek ki Allahü teâlânın dostu olmak ve hakiki imana kavuşmak için kalbdeki hastalıkları yani kötü huyları temizlemek, kendini beğenmemek, suçu kendinde bulmak, itirazcı olmamak, hakkı kim söylerse kabul etmek gerekir.

Ekber-Ül Kebair (Büyük Günahlar)

EKBER-ÜL KEBAİR(BÜYÜK GÜNAHLAR)

İnsanı helaka götüren kebair  7′dir, fakat helaka götürmeyen kebair  70′tir.Bir kısım alimlerin 7 demesinden murad Ekber-i Kebairdir. Bir kısmının 70 dedikleri 2. derecedeki kebairdir.Yedi adedi üzerinde duran alimler şu hadisi şerifi delil göstermektedir: “Mühlik olan (helak eden) yedi kebairden (büyük günahtan) içtinab ediniz(sakınınız).

1) ŞİRK-İ BİLLAH (Allah ‘a şirk koşmak)

2) SİHİR (büyücülük),

3) KATL (haksız yere adam öldürmek),

4) RİBA (faiz yemek),

5) YETİM MALI YEMEK,

6) HARPTEN KAÇMAK,

7) AFİFE (Namuslu) KADINLARA ZİNA İSNADINDA BULUNMAK.

Üstad hazretleri Barla Lahikasında harpten kaçmak yerine manevi firar olan” DİNE ZARAR VEREN BİD ‘ALARA TARAFTAR OLMAYI” söylemiş, birde ana-baba’ya asi olmayı ve kat-ı sıla-i rahimi söylemiş. Büyük günahların sayısının çok olduğunu belirtmekte, bu yetmiş büyük günah içerisinden yedisini “ekberül kebair” olarak tavsil etmektedir ki, bu en büyük yedi günah şunlardır:

1) Katl,

2) Zina,

3) İçki içmek,

4) Ana- Baba hakkını gözetmemek ,akrabalarla münasebeti kesmek,

5) Kumar,

6) Yalancı şehadetlik,

7) Dine zarar verecek bid’alara taraflar olmak.

Kibir , Benlik Duygusu ve Ene Enaniyet

KİBİR VE ENANİYET(BENLİK DUYGUSU)

Şeytan’a ait bir özellik olan kibir, onun Hz. Adem’e secde etmesini engellemişti. Cenab-ı Allah bunu Kur’ân-ı Kerim’de şöyle anlatmaktadır:
“(Hz. Adem’e) secde etmekten yalnızca İblis kaçındı. Kibirlendi ve kâfirlerden oldu” (el-Bakara, 2/34).

Küfür ve inkârın en önemli sebebi kibirdir. Bunu Hz. Adem (a.s)’ın kıssasında görmek mümkündür. Nitekim şeytan’ın kibrinden dolayı isyanından sonra, inkâr ve isyan edenlerin çoğu kibir nedeniyle isyan etmişlerdir. Hz. Musa’nın apaçık delilleri karşısında Firavun inkâr etmişti. “Sonra da Musa’yı ve Harun’u, firavun ve topluluğuna mucizelerimizle gönderdik. fakat onlar, kibirlendiler ve suçlu bir kavim oldular” (Yûnus 10/75). Hz. Peygamber (s.a.s) döneminde inkâr eden zengin ve ileri gelen insanlar kibir neticesinde inkar etmişlerdir. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “En sonunda da sırt çevirdi. Büyüklük tasladı ve şöyle dedi: “Bu eskilerden kalan bir sihirden başka bir şey değildir” (el-Müddesir, 74/23-24), Zenginlik, ululuk ve makam sahibi olmakla kibrin yakın alakası, Allah Teâlâ’nın beytan’a şu hitabında görülmektedir: “Kibirlendin mi, yoksa kendini yüce mi zannettin?” (Sâd, 38/75),

Kibir inkârda önemli bir rol oynadığından Allah Teâlâ Kur’ân’da kibirden ve bu kelimenin türevleri olan istikbâr, müstekbir ve kibriya’dan sık sık bahsetmektedir,

Hz, Nuh (a.s) oğluna vasiyet ederken “iki şeyden seni menederim, biri şirk diğeri kibirdir” buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, I, 170). Ebu Reyhâne (r,a) Hz. Peygamber (s.a.s)’den şöyle rivayet etmiştir: “Cennete kibirden hiçbir şey giremez”. Orada bulunanlardan biri şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasülü! Ben, kamçımın şaklaması ve ayakkabımın sağlamlığı ile güzel görünmekten hoşlanırım, bu kibir midir?” Hz, Peygamber (s.a.s) “Hayır bu kibir değildir. Allah güzeldir güzeli sever Kibir hakkı küçük görmek ve başı gözü ile insanlarla alay etmektir” (Müslim, İman, 47; Ahmed b Hanbel, lV, 133-134) buyurdu. Bu hadis-i şerif hakk karşısındaki alaycılık ve inkârın kibir olduğunu anlatmakla birlikte insanlarla alay etmenin kibirden kaynaklandığına işaret etmektedir. Hz. Peygamber yanında sol eli ile yemek yiyen bir adama “sağınla ye” demiştir. Adam “sağımla yiyemiyorum” deyince Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Yiyemez ol; Bu adamın sağıyla yemek yiyemiyorum demesi yalnızca kibrindendir” (Müslim, Eşribe, 107).

Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Kalbinde hardal tanesi kadar iman olan hiç bir kimse cehenneme girmez; kalbinde hardal tanesi kadar tekebbür bulunan hiç bir kimse de cennete giremez” (Müslim, İman, 147, 148, 149; Ebû Dâvud, Libâs, 26; Tirmizi, Birr, 610; İbn Mâce Mukaddime, 9; Zühd, 16), Bu hadis-i şerifin Müslim’in es-Sahih’indeki bab başlığı, “kibrin haram olması ve bunun açıklanması” şeklindedir. Buradan da anlaşılacağı gibi kibir haram olan kötü huylardan birisidir. Hadisteki ifade kibirli insanın cennete giremeyeceğini anlatmaktadır. Ancak buradaki kibir, Allah’a ve Peygamber (s.a.s)’e karşı olan kibirdir. Ahlâkî bir özellik olarak kibir, başkalarını küçük görmek ve onlarla alay etmek anlamıyla düşünülürse bu özellik insanı dinden çıkaran bir özellik değildir. Ancak haramdır, insanı dinden çıkarabilecek fiiller işlenmesine sebep olabilir. Böyle bir özellik sahibi de cehennemde kibrinin cezasını çektikten sonra Allah’ın afv ve mağfiretiyle cennete girecektir, Nitekim bir âyet-i kerime’de Allah Teâlâ: “Biz onların kalblerindeki kin ve hasedi çıkaracağız” (el-Hicr, 15/47) buyurarak, cennete giren insanların kalbinden dünyadaki ahlâkî kusurlarının temizleneceğini anlatmaktadır.

Bu konudaki bir başka hadis-i şerif şöyledir: “Kendini büyük gören yahut kibirli kibirli yürüyen kimse Allah’ın huzuruna, Allah kendisine gazablanmış olarak çıkar” (Ahmed b. Hanbel, II, 118). Bu hadis kibirlinin âhiretteki durumunu gözler önüne sermektedir. Bu tür bir gazab-ı ilâhiye sebep olarak Hz. Peygamber insanın elbisesini sürüyerek çalım satmasını ve kibirlenmesini de göstermiş ve: “Elbisesini kibirle yerde sürüyen kimseye Allah merhamet nazarı ile bakmaz” (Müslim, Libâs, 42) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifler ahlâkı bir kusur olan kibrin Allah nezdinde ne derece kötü kabul edildiğini anlatmaktadır. Bir başka kibir şekli olan hakka karşı büyüklenmek ise kâfirlikle bir kabul edilmiş ve lanetlenmiştir. Hz, Peygamber şöyle buyurur: “Mütekebbirler kıyamet gününde, insan yeklinde küçük karıncalar gibi hasredilir. Bütün her taraflarından zillet onları kuşatır…” (Tirmizî, Kıyâme, 47; Ahmed b Hanbel, II, 179).

Hz, Peygamber, kibirlilerin cehenneme gireceğini şöyle anlatmıştır: “Cennet ile cehennem münakaşa ettiler. Cehennem şöyle dedi: “Bana zâlimlerle kibirliler girecek” Cennet onu şöyle cevapladı. “Bana zayıflarla yoksullar girecek” Bunun üzerine Allah (c.c) berikine “Sen benim azabımsın seninle dilediğime azab ederim” buyurdu. Ötekine de “Sen benim rahmetimsin, Seninle dilediğime rahmet ederim Sizin her biriniz için dolu dolu insanlar var” (Müslim, Cenne, 34, 35, 36) buyurdu. Bu konudaki kudsi bir hadis-i şerifte Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Kibriyâ ridam, azâmet izârımdır. Kim bu ikisinden herhangi birinde benimle çekişirse onu cehenneme atarım” (Ebû Dâvud, Libâs, 25; İbn Mâce, Zühd, 16). Hz. Peygamber (s.aş) kibri zemmettiği gibi, kibrin müspet karşıtı olan tevâzuyu da övmüştür. Bir hutbelerinde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Allah azze ve celle bana şöyle vahyetti: Mütevâzî olun, öyle mütevâzî olun ki, biriniz diğerine karşı övünmede bile bulunmasın” (ibn Mâce, Zühd, 16)

İslâm bir ahlâkî kusur olan kibri yasaklamıştır. Böyle bir kibir haramdır, Allah’ın rahmetinden kovulma sebebidir. Ancak bir kibir daha vardır ki Kur’an bunu “Müstekbir” ifadesiyle ifade etmiştir. Müstekbirler Allah’ın arzında bizzat kendi güzelliklerini tesis etmek için gayret gösteren azgınlar ve zorbalardır. Bunlar Allah’ın kullarını kendi köleleri yapmak için Allah’ın dinine karşı büyüklenirler. Allah Teâlâ bu çeşit insanlar için şöyle buyurmaktadır: “İşte âhiret yurdu; Biz onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuk çıkarmayı istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) sonuç muttakilerindir” (el-Kasas, 28/83). (Ayrıca bk. İstikbar, Müstekbir maddeleri).

Kibir, İnsanı İnkâra Sürükler…

Kibir, insanın kendisini başkasından üstün görmesidir. İnsan, kendisini başkasından üstün görmekle, kalbi rahat eder, kendini ve ibadetlerini beğenir. Kibir, kötü bir huydur, kalb hastalıklarındandır ve haramdır. İnsanın Halıkını yani yaratanını, Rabbini unutmanın alametidir. Çok kimse, bu kötü hastalığa yakalanmıştır. Hadis-i şerifte; “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez”buyurulmuştur.Kibrin en kötüsü, Allahü teâlâya karşı kibirli olmaktır. Nemrud böyle idi. Tanrı olduğunu ilan etti. Allahü teâlânın nasihat vermek için gönderdiği Peygamberi ateşe attı. Firavun da böyle ahmaklardan biri idi. Mümin suresinin 60. âyet-i kerimesinde mealen;”Büyüklenerek bana ibadet etmeyenler, alçalmış olarak Cehenneme girecektir” buyurulmuştur.Peygamberlere karşı kibirlenenler de olmuştur. Peygamberleri kendileri gibi bir insan olarak gördükleri için, kibirlenerek iman etmemişler, kabul etmemişlerdir.Herhangi bir hususta kendini başkasından üstün gören kibirlidir. Kibrin sebepleri ise; ilim, ibadet, soy, güzellik, kuvvet, servet, mevki, yakınların çokluğu gibi şeylerdir. Halbuki bunlar, insanda kalıcı değil, geçicidir. Nitekim 200 bin sene itaat, ibadet eden iblis yani şeytan, kibirlenip secde etmediği için, ebedi olarak melun olmuş, lanetlenmiş ve reddedilmiştir. Hadis-i şerifte;”Allahü teâlâ buyuruyor ki; kibriya, üstünlük ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam”buyurulmuştur.Kibriya sıfatı, Allahü teâlâya mahsustur. İnsan, nefsini ne kadar aşağılarsa, Allahü teâlâ indinde kıymeti o kadar yükselir. Kendine kıymet verenin, Allahü teâlâ katında kıymeti olmaz.Yanına başkasının oturmasını istememek,
Hastalarla birlikte oturmamak,
Evine lazım olan eşyaları alıp evine getirmemek,
Eski elbisesini tekrar giymekten hoşlanmamak,
İş başında iş elbisesi giymek istememek,
Fakirlerin davetine gitmek istemeyip zenginlerinkini tercih etmek,
Akrabasının ve çocuklarının ihtiyaçlarını temin etmemek,
Doğru sözü, haklı tenkitleri kabul etmeyip münakaşa etmek,
Kusurunu, kabahatini bildirenlere teşekkür etmemek,
İçeri girince, oradakilerin ayağa kalkmaları hoşuna gitmek gibi şeyler,

Hep kibir alametidir.

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:“Kalb meleklere mahsus bir evdir. Gadab, şehvet, hased, kibir gibi kötü sıfatlar, uluyan köpek gibidirler. Köpeklerin bulunduğu yere melekler girmez. Hadis-i şerifte, (Köpek ve resim bulunan eve melekler girmez) buyuruldu. Bu hadis-i şerifteki evin kalb olduğunu ve köpeğin de, kötü huylar demek olduğunu söylemiyorum. Açık manalarına inanmakla beraber, yukarıdaki manaları da ilave ediyorum.”Bir kimse, başkasının tenkidinden hoşlanmıyor, onun benden ne farkı var, o da bir insan diyorsa, hakkı onun ağzından duymak zor geliyorsa, bilmelidir ki bu da kibirdendir.İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:“İnsanın dışında şeytan bulunduğu gibi, içinde de vardır. İnsanın içindeki şeytanı, onun kudretinin, enerjisinin taşkınlığıdır. Enerji artınca, insanda kibir ve yükseklik hasıl olur. Kötü sıfatların en aşağısı da, bu kibir sıfatıdır. Enerjinin teslim olması, selamet bulması, bu kötülüğün ondan gitmesidir.”

Bayezid-i Bistami hazretleri bir gün yolda giderken yanından geçen bir köpeği görür ve köpeğe değip necaset bulaşmasın diye eteklerini toplar. O anda köpek dile gelerek der ki:

“Benden sana bulaşacak kir, üç defa yıkamakla temiz olur. Ama senin nefsindeki kibir kiri, yedi deryada yıkansa temiz olmaz.”Netice olarak kibir, insanı, Allahü teâlânın bütün emirlerine muhalefet etmeye sevk eder. Çünkü kibirli insan, başka birinden hak ve hakikati duysa, onu kabul etmek istemez, hemen karşı çıkar ve çeşitli yollardan, onların doğru olduğunu bile bile çürütmeye çalışır. Takıyyüddin Sübki hazretlerinin buyurduğu gibi:

“Bütün fesadın başı kibirdir. Kibir, kalbi, nasihat kabul etmekten ve emre itaat etmekten alıkoyar.”GüZeL GöReN GüZeL DüŞüNüR, GüZeL DüŞüNeN HaYaTıNdaN LeZzeT ALıR.(Bediüzzaman Said Nursi)

 

  Netice olarak kibir, insanı, Allahü teâlânın bütün emirlerine muhalefet etmeye sevk eder. Çünkü kibirli insan, başka birinden hak ve hakikati duysa, onu kabul etmek istemez, hemen karşı çıkar ve çeşitli yollardan, onların doğru olduğunu bile bile çürütmeye çalışır. Takıyyüddin Sübki hazretlerinin buyurduğu gibi:

“Bütün fesadın başı kibirdir. Kibir, kalbi, nasihat kabul etmekten ve emre itaat etmekten alıkoyar.”

Kul Hakkı Ana-Baba Hukuku

Anne-babaya öf bile demeyelim…
Hz. Ebu’d-Derdâ’nın (ra), şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ben Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittim: “Anne-baba, Cennet’in orta kapısıdır. Artık sen o kapıyı ister zayi et, ister muhafaza et.” (Tirmizî, Birr, 3)
Rabbimiz bizi şöyle ikaz ediyor: “Rabb’in şöyle buyurdu:ALLAH’tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele edin. Şayet onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten yüksünme, “öff!” bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle. Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: “Yâ Rabbi, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur!” (İsrâ Sûresi, 17/23-24)En çok kim hak sahibidir?Efendimiz’in hadislerine baktığımızda anne hakkının baba hakkından üç misli fazla olduğunu öğreniyoruz.
Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam gelerek: “Ey ALLAH’ın Resulü! İyi davranıp hoş sohbette bulunmama en çok kim hak sahibidir?” diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam): “Annen!” diye cevap verdi. Adam: “Sonra kim?” dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) “Annen!” diye cevap verdi. Adam tekrar: “Sonra kim?” dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) yine: “Annen!” diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: “Sonra kim?” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) bu dördüncüyü: “Baban!” diye cevapladı.” Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1)

Abdullah İbn Amr İbn’l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam: “Ey ALLAH ’ın Resulü benim malım ve bir de çocuğum var. Babam malımı almak istiyor. (Ne yapayım?)” diye sordu, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam): “Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki, evladlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyle ise evladlarınızın kazançlarından yiyin” buyurdu. (Ebu Dâvud, Büyû’ 79; İbn Mâce, Ticârât 64.)Cennet onların ayağı altındadırMuâviye ibn Câhime’nin anlattığına göre; Câhime (radıyallahu anh) Hz Peygamber’e ve (aleyhissalâtu vesselam) gelir ve: “Ey ALLAH ’ın Resulü, ben gazveye (cihad) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişare etmeye geldim” der. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam): “Annen var mı?” diye sorar. “Evet” deyince, “Öyleyse ondan ayrılma zira Cennet onun ayağının altındadır” buyurur. (Nesâî, Cihad 6.)Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sas) bir gün: “Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün” dedi. “Kimin burnu sürtülsün ey ALLAH’ın Resulü?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Ebeveyninden her ikisinin veya sâdece birinin yaşlılığına ulaştığı halde (rızasını alıp da) Cennet’e giremeyenin.” (Müslim, Birr 9)Esma Bintu Ebî Bekr (r. anhâ) anlatıyor: Henüz müşrik olan annem yanıma geldi. Hz. Peygamber’den (sas) sorarak: “Annem geldi, görüşüp konuşmayı arzu ediyor, anneme iyi davranayım mı?” dedim. “Evet” dedi, “Ona gereken hürmeti göster.” (Buhârî, Hibe 28, Edeb İbn Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam Resûlullah’a (aleyhissalâtu vesselam) gelerek: “Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe imkanım var mı?” dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam): “Annen var mı?” diye sordu. Adam: “Hayır yok” dedi. “Peki teyzen de mi yok?” dedi. Adam: “Evet, var” deyince Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam): “Öyle ise ona iyilik yap! Teyze anne makamındadır.” diye emretti,” (Tirmizî, Birr

Samimi niyet ve dua
Ebû Hüreyre rivayet ediyor: ‘Sizden önce geçenlerden üç kişi çocuklarının geçimini sağlamak için yola koyuldular. O sırada yağmura tutuldular. Bunun üzerine bir mağaraya sığındılar.Daha sonra bir kaya parçası düşerek mağaranın ağzını kapattı. Aralarında şöyle konuştular:“Mahvolduk, taş düştü. Bunun sebebini yalnız  ALLAH bilir. Yaptığımız en güzel davranışları dile getirerek ALLAH ’a dua etmekten başka çaremiz yoktur. İçlerinden biri anlatmaya başladı:”ALLAH “’ım, hoşuma giden bir kadın vardı. Ona sahip olmak istedim. Fakat o kabul etmedi. Bunun üzerine bir miktar para verdim. Kabul etti. Tam ona yaklaşacağım sırada vazgeçtim. Bilirsin ki, bundan sırf senin rahmetini kazanmak, azabına uğramamak için uzaklaştım. Şu kayayı bizden uzaklaştır.” deyince kaya parçası bir miktar açıldı.Diğeri şöyle anlattı:“Yâ Rabbi, bilirsin, benim çok yaşlı anne-babam vardı. Onlara akşam sütünü içirmeden ne çocuklarıma ne de başkalarına bir şey içirmezdim. Bir gün odun toplamak için uzağa gittim. Döndüğümde onlar uyumuştu. Akşam sütlerini hazırladım, fakat onlar uykudaydı. Onlar içmeden önce çocuklarımla birlikte akşam süt içmeyi uygun bulmadım. Onlar uyanıncaya kadar süt kabı elimde olduğu halde bekledim. Sonunda sabah oldu, uyandılar ve sütlerini içtiler. ALLAH’ım, eğer bunu sırf Senin rızanı kazanmak için yapmışsam su kayayı buradan uzaklaştır.” dedi.Bunun üzerine kaya parçası biraz daha açıldı. Fakat çıkılacak gibi değildi.Sonra bir diğeri şöyle anlattı:“ ALLAH ’ım, bilirsin bir gün bir işçi tutmuştum. Yarım gün çalıştı. Ücretini verdim. Kızarak ücretini almadı. Çekip gitti. Ben de her çeşit maldan onun hesabına çoğalttım. Bir zaman sonra ücretini almaya geldi. Ben de; ‘Şu gördüklerinin hepsini al, tamamı senindir, dedim. İstesem yalnız önceki ücretini verir, diğerlerini vermezdim. ALLAH ’ım bilirsin ki, bunu sırf senin rahmetini umduğum, azabından korktuğum için yaptım. Şu kayayı buradan uzaklaştır” dedi. Kaya parçası bütünüyle kalktı. Onlar da çıkıp yola koyuldular.

Büyü , Yapmak , Yaptırmak ve Falcılık

BÜYÜ YAPMAK VE YAPTIRMAK VE FALCILIK

Değerli kardeşlerim; Allah c.c. insanoğlunun ve cinlerin dünyadaki kulluk sınavlarında SEÇME ÖZGÜRLÜĞÜNÜ serbest bırakmıştır ki insanoğlunun sınavı yaptığı seçimler üzerinedir. Büyü ve sihir her ne amaç ile yapılırsa yapılsın insanların ve cinlerin iradelerine müdahele hükmünde olduğundan Allah’ın sınavı olan kendine ait seçimlerle yapacağı karar mekanizmasını bozar. Büyü ile ademoğlu sınav olduğu kadar cin alemi de büyü ile insanlara tasallutun ve büyü ile açılan kapılardan girip girmeme sınavını yaşar.. Büyüyü yapan ve yaptıranların aşağıda anlatıldığı üzere günahları ne ise büyüye hizmet eden şeytani cinlerin, cinlerin, ve günahkar müslüman cinlerin günahları da aynıdır.. Bugün günümüzde şeytanın dersleri ile yazılan havas kitaplarında muhabbet büyüsü aşk büyüsü çevirgel büyüsü kısmet açma büyüsü gibi büyüler de aynen İNSAN İRADESİNE MÜDAHELE HÜKMÜNDE OLDUĞUNDAN AYNEN BÖYLEDİR…

EY İNS VE CİNN!!

SEN KİMSİN VE KİM OLUYORSUN Kİ ALLAH’IN İMTİHAN SIRRI İLE SERBEST BIRAKTIĞI İNSAN İRADESİNE SIRF HIRSIN, ÇIKARLARIN, MENFAATLERİN, KADERE RIZA GÖSTERMEMEN VE SÖZDE HAYIR VE ŞERRİN ALLAH’TAN GELDİĞİNİ RED HÜKMÜNDE BEN HAYIR İÇİN YAPTIM DEYİP KADERE İTİRAZ HÜKMÜNDE ALLAH’A KULLUĞA TESLİM OLMAYIP BÜYÜYE TEVESSÜL EDİYORSUN.. vallahi şahit olmuşum ki KARI KOCAYI BİRBİRİNE BAĞLAMAK İÇİN YAPILAN HER BÜYÜ O KARI KOCANIN DÜNYA VE AHİRET RIZIKLARININ BAĞLANMASINA HİZMET EDER.. MUHABBET İÇİN YAPILAN BÜYÜYE HİZMETE GELEN ŞEYTANİ CİNLER ALLAH VE RASULÜNE ADAVETTEN BAŞKA BİR DAVAYA HİZMET ETMEZLER..     kardeşiniz Erol

BÜYÜ YAPAN VE YAPTIRAN HAKKINDA HZ. ALLAH (C.C) BÜYÜYÜ YAPAN VE YAPTIRANIN KENDISINE ORTAK KOSMAKLA BIR TUTMUS VE BÜYÜCÜLERIN KENDI IZNI OLMADAN HIÇBIR KIMSEYE ZARAR VEREMEYECEKLERINI BUYURMUSTUR.

Ebu Hureyre den rivayet edilmistir ; Peygamberimiz (s.a.v.) söyle buyurdular;

Yedi büyük günahtan sakinin “Sahabe sordu nedir onlar ey Allah in elçisi” “Peygamberimiz S.A.V cevaben Allaha sirk kosmak,
Büyü yapmak, Allahin helal saydigi sekillerin hilafina insan öldürmek, faiz yemek,yetim mali yemek, savasta – cepheden kaçmak, hiçbirseyden haberi olmayan masum genç kiz ve Müslüman kadinlara iftira atmak.
Peygamberimiz S.A.V hadis i seriflerinde büyüden uzak durmamizi emreder onu büyük günahlar arasinda göstermektedir. Bu da büyünün bir hurafe degil gerçek oldugunu gösterir.İslâm mezhep imamlarına göre sihir yapan kişi suç işlemiş sayılır ve en ağır dünyevi cezaya çarptırılır. Meselâ: büyücü yaptığı büyünün etkisiyle birinin ölümüne sebebiyet verecek olursa İmam-ı Malik, İmam-ı Şafii ve İmam-ı Ahmed’e göre kısas lazım gelir. İmam-ı Âzam’a göre ise bu işin tekrarı halinde kısas lazım gelir.İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik ve İmam-ı Ahmed’e göre bir büyüden dolayı bir kimsenin ölümüne sebebiyet verdikten sonra tevbe edecek olursa, tevbesi kabul olur kısas yapılmaz. Ancak İmam-ı Âzam’a göre, bu durumda kısas kalkarsa da ağır hapse çarptınlır(32). “Rivayete göre, Hz. Ömer (RA), müslümanların temiz inançlanna etki etmeye çalışan, İslâm ahlâk ve prensiplerini yıkmaya yönelik çalışma ve gayret içinde olan büyücülerin öldürülmesi için emir vermiştir.Hatta bu maksatla üç büyük büyücünün öldürüldüğü de rivayetler arasındadır”(33).

Büyük Konuşmak ve Küçümsemek

Suçu kendimizde aramak

 Sual: Suçsuz yere çeşitli iftira ve hakaretlere uğruyorum. Suçum yokken birisi gelip sataşıyor. Kimi alacağımı vermiyor, kimi borçlu çıkartıyor. Dualarım kabul olmuyor. Sıkıntılar, belalar yakamı bırakmıyor. Bunların gerçek sebebi ne olabilir?
CEVAP
Önce sıkıntı, bela niye gelir? Bela, insana iki sebepten ileri gelir:
1- Günahsız kimselere, büyük zatlara gelir. Bu da onların derecelerinin yükselmelerine sebep olur. Başka hikmetleri de olabilir. Çünkü hadis-i şerifte, (En şiddetli bela, enbiya, evliya ve benzerlerine gelir)buyuruluyor. (Tirmizi)

2
– Dertlerin, belaların gelmesine sebep günah işlemek veya lüzumlu sebeplere yapışmakta kusur etmektir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Size gelen her musibet, kendi ellerinizle işleyip kazandığınız günahlar yüzündendir. Bununla beraber Allah bir çoğunu da affeder,[musibete uğratmaz.]) [Şura 30]Çoluk çocukta, hayvanda, âmirde, memurda bir huysuzluk görülürse, kabahatin kendimizde olduğunu anlamalıyız. Salihlerden biri buyuruyor ki:
(Eşim huysuzluk edince, yanlış bir iş yaptığımı anlardım. Hemen o işime tevbe edince, eşimin huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiği meydana çıkardı.)

Demek ki belalar, kendi hatalarımız sebebiyle geliyor. Bizim suçumuz, hatamızı görmemektir.

Üstümüze tatlı sürüyoruz, tatlıya gelen sinekleri suçluyoruz. Kovana çöp sokuyoruz, suçu bize saldıran arılarda buluyoruz. Salihler, her sıkıntıda, kusuru kendisinde görürdü. Büyük bir zat yolda giderken, bir kadın farkında olmadan pencereden üstüne kül döker. Daha kadın özür dilemeden, (Bu başa kül değil ateş layıktı, ucuz atlattık) der. Kendi ayıplarına bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştıran, kusuru hep başkasında bulan kimse, başına daha büyük bela gelmediğine şükretmelidir.

Allahü teâlâ hiç kimseye zulmetmez, sebepsiz bela göndermez. Başımıza gelen her sıkıntı kendimizden, günahlarımızdan kaynaklanmaktadır. Belki o işte, suçsuz görünsek de, başka bir iş sebebiyle bu sıkıntıların geldiğini anlamalıyız.
Mevla intikamını kul eli ile alır
İlmihali bilmeyen bunu kul etti sanır.

Günahlardan tevbe edip, nefsi aşağılayarak terbiyeye çalışmalı. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Nefsini zelil eden, dinini aziz etmiş, nefsini aziz eden dinini aşağılamış olur.) [Ebu Nuaym] Çünkü nefs Allahü teâlânın düşmanıdır, hep zararlı iş yapmak ister. Kur’an-ı kerimde mealen,
(Nefs hep kötülüğü emreder) buyuruluyor. (Yusuf 53)

Şeytanın aldatması zayıftır. Nefsimiz daha tehlikelidir. Hadis-i şerifte,(İnsanın en kuvvetli düşmanı nefsidir) buyuruldu. Dışarıdaki düşman, bu iç düşmanın yardımı ile bize saldırıp, bizi yaralıyor. Nefsin her isteği, Allahü teâlânın yasak ettiği şeylerdir. Hep, kendi can düşmanı olan şeytana uyar. Nefse uyan kimse de, hep İslamiyet’in dışına çıkar.

Dinin bütün emir ve yasakları nefsi ezmek, taşkınca isteklerini önlemek içindir. Dine uyuldukça nefsin istekleri azalır. Nefs, temizlenmedikçe, üstünlük sevdasından, kendini beğenmekten vazgeçmez. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Nefse uymak ve kendini beğenmek felakete sürükler.) [Taberani]

Kendini beğenmek felakettir
Yukarıdaki yazımızda, kabahati her zaman kendimizde bulmak gerektiğini bildirmiştik. Suçu hep başkalarına yüklersek, kendimizi beğenirsek, başkalarını küçümsersek bunlar bizim felaketimiz olur. Kendimiz övülmeye takdir edilmeye layık birisi olsak bile, kendimizi övmemiz çok yanlış olur. Çünkü, (Çirkin olan doğru, kişinin kendini övmesidir) buyurmuşlardır. Övünmek, kibirden gelir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah, kendini beğenip övüneni sevmez.) [Lokman18]

(Allah, büyüklük taslayanları sevmez.) [Nahl 23]

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Kendini beğenen helak olur.) [Buhari]

(Arkadaşını hakir görmek, kötülük olarak yeter.) [Müslim]

Kendini beğenen nasihat kabul etmez. Hep itiraz eder, öyle değil diyerek kendini haklı, karşısındakini haksız çıkarmaya çalışır. Allah’tan kork şunu yapma dense, hemen itiraz eder. Bir hadis-i şerif meali:
(Allah’tan kork diyene, sen önce kendine bak diyeni Allahü teâlâ sevmez.) [Beyheki]

İtiraz etmeyi âdet haline getirmek, “Hayır öyle değildir” demek, çok çirkindir. Çünkü böyle söylemek, (Sen bilmiyorsun, bu işten sen anlamazsın, sen ahmaksın, ben akıllı ve bilgiliyim) demektir. Bu ise, kendini büyük görüp, başkalarına hücum etmektir. Lüzum yokken, karşımızdaki şahsın kusurlarını bulup kendisine göstermek günahtır. Çünkü onun hatasını söylemekle üzmüş ve kalbini kırmış oluruz. Zaruretsiz incitmek haramdır. Böyle şeylerde başkasının hatasını söylemek gerekmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşine itiraz etme.) [Tirmizi]

(İtiraz etmeyene, haklı iken, münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir.) [Taberani]

Hakkı, düşman da söylese kabul etmeli. Hakkı kabul edememek kibirdendir. Kibir ise büyük günahtır. Doğruyu kabul etmemeye inat denir. İnat, karşısındakini aşağı görmekten ileri gelir.

Fazilettir hatayı hep kabul etmek gerek
Hakkı kabul için inat etmemek gerek

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Küçük, büyük, iyi kötü veya hoşlanmadığın biri, hakkı söylerse, kabul et.) [Deylemi]

(Bilmediği şeyde inat edene, inadından vazgeçene kadar Allahü teâlâ gazap eder.)
[İ.Ebiddünya]

(Kibirli, hakkı küçük görür, inkâr eder, insanlara hakaret gözü ile bakar.) [İ.Gazali]

(Müslümanı hakir görmek, kişiye kötülük olarak yeter.) [Müslim]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bekara suresinin (Kalblerinde hastalık vardır) mealindeki onuncu âyet-i kerimesi ile bildirilen hastalık, tedavi edilmedikçe, hakiki iman ele geçmez. Kalbi hasta olanın imanı, imanın suretidir. Nefsini temizleyen hakiki imana kavuşur. Yunus suresinin, (Allah’ın evliyası için korku ve üzüntü yoktur) mealindeki 62. âyet-i kerimesindeki müjde, hakiki imana kavuşanlar içindir. (1/46)

Demek ki Allahü teâlânın dostu olmak ve hakiki imana kavuşmak için kalbdeki hastalıkları yani kötü huyları temizlemek, kendini beğenmemek, suçu kendinde bulmak, itirazcı olmamak, hakkı kim söylerse kabul etmek gerekir.

Ölmüş Ana Baba Hakkı

Ölmüş ana baba hakkı(anane dede babanne büyükbaba dahi ana baba gibidir)
 Sual: Ölmüş ana baba hakkı nasıl ödenir?
CEVAP
Aşağıdakileri yapmaya çalışmalıdır.
Namazlardan sonra dua edip, sevaplarını onların ruhlarına göndermeli ve onların günahlarının affı için onlar adına tevbe etmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasına asi olan, vefatlarından sonra, onlar için dua etse, Allahü teâlâ, onu, ana-babasına itaat edenlerden yazar.)[İbni Ebiddünya]Sevabı onlara olmak üzere oruç tutmalı.Sevabı onlara olmak üzere hac etmeli. Âlimlerin çoğuna göre ana-baba için hac caizdir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ölmüş ana-babası adına hac edene, hem kendi, hem de ana-babası için hac yapmış sevabı verilir. Ana-babasının ruhuna müjde verilir.) [Dare Kutni]

Sevabı onlara olmak üzere sadaka vermeli. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sadaka verirken, sevabını müslüman ana-babanızın ruhuna niye hediye etmezsiniz? Hediye ederseniz, verdiğiniz sadakanın sevabı, onların ruhuna gideceği gibi, sevabından hiçbir şey eksilmeden size de yazılır.) [Taberani]

Kabirlerini ziyaret edip Kur’an-ı kerim okumalı. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasının veya birinin kabrini ihlasla ve mağfiret umarak ziyaret eden, kabul olmuş bir hac sevabı alır ve bunu âdet edinenin kabrini de melekler ziyaret eder.) [Hakim]

Kabirlerini Cuma günleri ziyaret etmeli. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizi]
Ziyarette dua ve Kur’an-ı kerim okumakla meşgul olmalı, uygunsuz söz söylememeli.

Sağlıklarında incinmiş iseler, çocuk salih olunca razı olurlar. Onların öğrettikleri iyi şeylerle amel ettiği müddetçe, sevabı onlara da ulaşır.

Onlardan kötü bir yol edinmiş ise, her yaptığından onlara da günah ve azap gider. Bunun için, onlardan veya onların vasıtası ile öğrendiği kötü şeyleri terk etmeli, kendi kötü amelleri ile, onlara kabirde azap ettirmemelidir.


Sual:
Babam beddua etti. O öldüğünden beri işim rast gitmiyor, çaresi var mı?
CEVAP
Tevbe istiğfara devam edip, ölmüş babanız için hayırlı işler yapmalısınız. Diyelim bir fakire bir ayakkabı aldınız, sevabını babanıza ve Peygamber efendimize ve bütün müslümanlara bağışlarsanız, sevabı hiç eksilmeden hepsine gider. Babanız sevaplara kavuşunca memnun olur ve işleriniz de artık rast gider. Buna benzer hayır hasenat yapmaya çalışın.

Ana Baba Rızası Olmadan Evlilik

Ana babayı dinlemeyip evlenmek
Sual: Bir kızın ya da erkeğin salih ana babasını dinlemeyip sevdiği biri ile evlenmesi caiz midir? Ana-babanın evladı üzerinde ne hakkı vardır?

CEVAP
İmam-ı Nesefi hazretleri bildiriyor ki:

Ana-babanın evladı üzerinde seksen kadar hakkı vardır. Bunlardan birkaçı şöyledir: Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Ana-babasını hizmetleriyle razı eden, Allahü teâlâyı razı etmiş olur, onları gazaplandıran, Allahü teâlâyı gazaplandırmış olur.) [İbni Neccar]

Hasan-ı Basri hazretleri, Kâbe’yi tavaf ederken sırtında yük olan bir zat görüp der ki:
– Niçin yükle tavaf ediyorsun?
– Bu yük değil, babamdır. Bunu Şam’dan yedi defa getirip tavaf ettim. Çünkü, bana dinimi, imanımı öğretti. Beni İslam ahlakı ile yetiştirdi.
– Kıyamete kadar böyle arkanda taşısan, bir defa kalbini kırmakla bu yaptığın hizmet boşa gider. Bir defa da gönlünü yapsan, bu kadar hizmete karşılık olur.

(Ya Resulallah, annem müşriktir. Ona iyilik etmem caiz midir?) diye sorana, (Evet, annene iyilik ve ihsanda bulun!) buyuruldu. (Ebu Davud)

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdan sonra ana-babaya iyiliktir.) [Müslim]

(Ana-babaya ihsan, bedbahtlığı saadete çevirir, ömrü uzatır ve insanı kötü ölümden korur.)
[Ebu Nuaym]

Şu halde ana-baba zalim olup, evlada zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Onları üzücü söz ve hareket caiz olmaz.

Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!
Babasına asi gelen, çocuğundan mürüvvet göremez, muradına kavuşamaz, ailesi ile geçinemez, evinin tadı bozulur. (Şir’a)
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ana-babasının rızasını alan mümine Cennetten iki kapı, üzene de Cehennemden iki kapı açılır.) [Beyheki]

(Ana-babasını razı eden mümin, ne yaparsa yapsın Cehenneme girmez, inciten de Cennete girmez.)
[Şir’a]

Cihad için izin isteyen birine Peygamber efendimiz, ana-babasının sağ olduğunu öğrenince, (Burada kal, onlara hizmet et, onlara hizmet cihaddır) buyurdu. (Buhari)

Cihada gitmek için gelen başka birisine de buyurdu ki:
(Annenin yanından ayrılma! Cennet onun ayağı altındadır.)[Nesai]

Biri de, hicret etmek için gelip, (Ya Resulallah, ana-babamı ağlatarak geldim) dedi. Peygamber efendimiz, bu duruma üzülerek buyurdu ki:
(Hemen git, onları ağlattığın gibi güldür!) [Ebu Davud]

Hak teâlâ, buyurdu ki:
(Ya Musa, benim indimde çok ağır ve büyük bir günah vardır ki, o da, ana-baba evladını çağırınca, emrine uymamasıdır)[İ.Ahlakı]

Hak teâlâ buyuruyor ki:
(Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik.) [Ahkaf 15]

Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:
(Âlim bir evladın ana-babası kâfir olsa, kuyudan su çekmeleri için ona muhtaç olsalar, o da birkaç kova çektikten sonra öf dese, bu sebeple bütün amellerinin sevabı yok olur.)

Peygamber efendimiz, (Ana ile çocuğun arasını açan kimseye lanet olsun) buyurmuştur. (Gunye)

Ne yapıp yapmalı, onların rızalarını almaya çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Rabbin rızası, ana-babanın rızasında, gazabı da, ana-babanın gazabındadır.) [Buhari]
Üzmekten çok korkmalı. İsra suresinin 23. âyet-i kerimesinde ana-babaya iyi davranmak, onlara yumuşak ve tatlı söylemek emredilmektedir.

Salih ana babanın rızalarını almadan onları üzerek evlenmenin tehlikesini bu âyet ve hadis-i şeriflerden iyi anlamalıdır.

En Güzel Dualar

Değerli kardeşlerim dualar bölümümüze fatihanın meali ile başlamayı uygun gördük. nitekim fatiha hem suredir hem de Rabbimizin bize öğrettiği bir duadır.

1. Bismillâhirrahmânirrahîm.

2,3,4. Hamd , Âlemlerin Rabbi , Rahmân , Rahîm , hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.

5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

Salih Mü’minlerin Dualari (1.Dua)

Okunuşu:

“Allahumme rabbena atina fi’ddünya haseneten v’fil ahireti hasene- ten v’kina azabennar”
Anlamı:

“Ey Rabbimizî Bize dünyada iyilik, güzellik ve nimet ver; ahrette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ates azabindan koru!” (Bakara, 2/201)

  • Salih Mü’minlerin Dualari (2.Dua)

    Okunuşu:“La yükellifu’llahu nefsen illa vusaha lehe ma kesebet rabbena la tua gizna in’nesina ev egta-na rabbina vela tuhmil aleyna isran kema hameltehu ala’llezine min kablina rabbena vela tuhammilna ma la ta’kate lena bihi v’afuanna ve-gfilena ente mevlana fe’nsurna ala Ikevmi-lkafirin.”
    Anlamı:“Ey Rabbimiz, eger unuttuk ya da yanildiysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yükledigin gibi agir yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyecegi yükü de yükleme! Bagisla bizi, magfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamiz, kâfir kavimlere karsi yardim et bize.” (Bakara, 2/286)

  • Ahlak Güzelligi Için Okunacak Dua

    Okunuşu:“Allah’im! Kötü ahlaktan, nefsani arzulardan, kötü islerden ve ayip seylerden beni uzaklastir.”(Ibn Hibban, Ed’iye, No: 960)
    Anlamı:“Allahümme cennibni münkerati’l-ahlaki ve’l-ehvai ve ve’l-esvai ve’l-edvai.”

  • Günahtan Arinmak Için Dua

    Okunuşu:“Allahümme ati nefsi takvaha ve zekkiha ente hayru men zekkaha ente veliyyüha ve mevlaha.”
    Anlamı:“Allah’im! Nefsime takvasini ver ve nefsimi (hertürlü kötü seylerden) temizlemen temizleyenlerin en hayirlisisin. Sen nefsimin dostu ve mevlasisin.” (Müslim,Dua,73)

  • Ahiret Aleminin Hayirli Olmasi Için

    Okunuşu:“Allahümme inna nes’elüke mucibati rahmetike ve azaime megfi- ratike ve’s-selamete min külli ismin ve’l-ganimete min külli birrin ve’l-fevze bi’l- cenneti ve’n-necate bi-avnike mine’n-nar.”
    Anlamı:“Allah’im! Rahmetinin gereklerini, magfiretinin sürekliligini, her türlü günahtan uzak ve salim olmayi, her türlü iyilik ve nimetleri, cennete girerek felaha ermeyi, yardiminla cehennem atesinden kurtulmayi istiyorum.” (Hakim, De’avat, No: 1925)

  • Islerin Düzene Girmesi Için Okunacak Dua

    Okunuşu:“Allahümme ahsin akibetena fi’l-umuri külliha ve ecirna min hizyi’d-dünya ve azabi’l-ahireti.”
    Anlamı:“Allah’im! Bütün islerimin sonucunu güzel eyle, beni dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabindan koru.” (Ibn Hibban, Ed’iye, No:949; el- Heysemi,Ed’iye,33,No: 17390)

  • Fitnelerin Serrinden Allah’a Siginmak Için Dua

    Okunuşu:(Allahümme feinni euzü bike min fitneti’n-nari ve azabi’n-nari,ve fitneti’l-kabri, ve azabi’l-kabri ve min serri fitneti’l-gina ve min serri fitneti’l- fakri, ve euzü bike min serri fitneti’l-mesihi’d-deccal.Allahümmagsil hatayaye bimai s-selci ve’l beredi, ve nakki kalbi mine’l-hataya kema nekkayte’s-sevbe’l- ebyada mine’d-denesi ve baid beyni ve beyne hatayaye kema baette beyne’l- mesriki ve’l-magribi.Allahümme feinni euzü bike mine’l-keseli ve’l-herami ve’l- me’semi ve’l-magrami).
    Anlamı:“Allah’im! Cehennem fitnesinden ve cehennem azabindan sana siginirim. Kabir fitnesinden ve Kabir azabindan sana siginirim. Zenginlik fitnesinin serrinden ve fakirlik fitnesinin serrinden sana siginirim. Deccal Mesih fitnesinden sana siginirim. Allah’im! Hatalarimi kar ve dolu suyu ile yika. Kalbimi hatalardan arit, tipki beyaz çamasiri kirden arittigin gibi. Dogu ile batiyi birbirinden ne kadar uzaklastirmissan, benide günahlardan o kadar uzaklastir. Allah’im! Tembellikten, ihtiyarliktan, günahtan ve borçtan sana siginirim.” (Müslim,3/2078)

  • Herseyin “En Hayirlisini” Isteme Duasi

    Okunuşu:“Allahümme inni es’elüke hayra’l-mes’eleti ve hayrad-dü’ai ve hayra’n-necahi ve hayral ameli ve hayres-sevabi ve hayra 1-hayati ve hayral- memati. Ve sebbitni ve sekkil mevazini ve hakkik imani verfe’deracati ve tekabbel salati vegfir hatieti ve es’elüked-deracati’l-’ula mine’l-cenneti. Allahümme inni es’elüke fevatiha’l-hayri ve havatimehü ve cevami’ahu ve evvelehu ve zahirahu ve batinehu ve’d-deracati’l-’ula mine’l-cenneti, âmin. Allahümme inni es’elüke hayra ma ati ve hayra ma ef’alü ve hayra ma a’malü ve hayra ma batane ve hayra ma zahera ved-deracati’l-’ula mine’l-cenneti, amin. Allahümme inni es’elüke en terfe’a zikri ve teda’a vizri ve tusliha emri ve tütahhira kalbi ve tuhsine ferci ve tünevvira li kalbi ve tegfira li zenbi. Ve es’elüked- deracati’l-’ula mine’l-cenneti, amin. Allahümme inni es’elüke en tübarike li fi nefsi ve fi sem’i ve fi besari ve fi ruhi ve fi halki v fi huliki ve fi ehli ve fi mah- yaye ve fi memati ve fi ameli fetekabbel hasenati ve es’elüke’d-deracati’l-ula mine’l-cenneti, amin.”
    Anlamı:“Allah’im! Senden istenen seylerin hayirlisini, duanin hayirlisini, kurtulusun hayirlisini, islerin hayirlisini, sevabin hayirlisini, hayatin hayirlisini, ölümün hayirlisini istiyorum. Beni dinimde sabit kil, mizanda sevaplarimin agir gelmesini nasip eyle, imanimi gerçek eyle, derecelerimi yükselt, namazimi kabul eyle, günahimi bagisla. (Allah’im!) Senden cennette yüksek dereceler istiyorum. Allah’im! Senden benim için hayirlari açmani, islerimin hayirla sonuçlanmasini, önceki, açigi ve gizlisi ile her türlü hayiri, cennette yüksek dereceler istiyorum. (Allah’im!) Duami kabul eyle. Allah’im! Senden gelecekte olacak seylerin hayirli olanlarini, yaptiklarimin hayirlisini, gizli seylerin hayirlisini, açik olan seylerin hayirlisini ve cennette yüksek dereceler istiyorum. (Allah’im!) Duami kabul eyle. Allah’im! Senden sanimi yükseltmeni, günahlarimi silmeni, islerimi islah etmeni, kalbimi temizlemeni, tenasül uzvumu korumani, kalbimi nurlandirmani, günahimi bagislamani ve cennette yüksek dereceler istiyorum. (Allah’im!) Duami kabul eyle. Allah’im! Senden nefsim, kulagim, gözüm, ruhum, yaratilisim ve ahlakim, ailem, hayatim ve ölümüm ve islerim hakkinda benden razi ol, hayir ve hasenatimi kabul eyle ve cennette yüksek dereceler istiyorum. (Allah’im!) Duami kabul eyle.” (Hâkim, De’avat, No: 1911)

  • Hayirli Bir Iman Için Dua

    Okunuşu:(Allahümme teveffeni maa’l-ebrar, vela tuhlifni fi’l-esrar, ve elhikni bi’l-ahyar)
    Anlamı:“Allah’im! Canimi iyilerle beraber al,beni kötülerin içinde birakma ve beni ermisler zümresine ilhak eyle.”

  • Hz. Muhammed (S.A.V)’in Istedigini Isteme Duasi

    Okunuşu:“Allahümme inna nes’elüke min Hayri ma se’eleke minhü nebiyyü- ke Muhammedün (s.a.v.) Ve ne’uzü bike min serri meste’aze minhü nebiyyüke Muhammedün (s.a.v.). Ve ente’l-müsteanü ve aleyke’l-belagu ve la havle ve la kuvvete illa billâh.”
    Anlamı:“Allah’im! Biz Peygamberin Muhammed (s.a.v.)’in Senden istedigi hayirli seyleri istiyoruz. Yine Peygamberin Muhammed (s.a.v.)’in Sana sigindigi seylerden biz de Sana siginiyoruz. Sen yardim istenilensin, dualar ancak sana ulasir, dualari sen kabul edersin, güç ve kuvvet ancak Allah ile birlikte vardir.” (Tirmizi, De’avat, 94)
  • Yangin ve Afetlerden Korunma Duasi

    Okunuşu:“Allahümme ente rabbi la ilahe illa ente aleyke tevekkeltü ve ente rabbu 1-arsi’l-azimi la havle ve la kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azimi masaallahü kane ve ma lem yesau lem yekûn a lemu ennallahe ala külli sey’in kadirun ve en- nallahe kad ehate bi külli sey’in ilmen ve ahsa külle sey’in adeda, Allahümme inni euzübike min serri külli nefsin ve min serri külli dabbetin ente ahizün binasiyeti- ha inne rabbi ala siratin müstakim.”
    Anlamı:“Allah’im! Sen, benim Rabbimsin. Senden baska ilah yoktur. Sana güvendim, Sen o muazzam arsin sahibisin. Yüce ve kudretli Allah’tan baska siginacak kimse yoktur. Allahu Teala ne dilerse o olur, her kudret ve kuvvet Onun elindedir. O her seyi bilir ve her seyin sayisini bilir. Allah’im, her kötü mahlûktan, hayvandan ve her afetten Sana siginirim. Her seyin idaresi yed-i kudretindedir. Allah’im, beni Senin dogru ve hak yolundan ayirma.”

    • Deprem, Yangin, Sel gbi Afetlerden Korunmak Için Okunacak Dualar (1.Dua)

      Okunuşu:“Bismillahi ellezi la yedurru maasmihi sey un fi’l-ardi ve la fi’s-semai ve hüve’s-semiu’l-âlim.”
      Anlamı:“Siginirim o Allah’in adina ki, yerde ve gökte hiçbir sey O’nun adina siginana zarar veremez. O (yalvaranin iniltisini) isitici ve (halini) bilicidir.” (Ebu Davud)

    • Deprem, Yangin, Sel gbi Afetlerden Korunmak Için Okunacak Dualar (2.Dua)

      Okunuşu:“Allahümmahfazni min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemini ve an simali ve min fevki ve euzü bi azametike en ugtale min tahti.”
      Anlamı:“Alla im, beni önümden, arkamdan, sagimdan, solumdan ve üstümden gelecek kötülüklere karsi koru. Altimdan bir kötülük gelmesinden (yarilip içine düsmekten) Senin azametine siginirim.” (Ebu Davud)

    • Atesten ve Bilinmeyen Beladan Allah’a Siginma Duasi

      Okunuşu:“Allahüme inni es’elüke minel-hayri küllihi ‘acilihi ve acilihi ma alimtü minhu ve ma lem a lem. Ve e’uzü bike mine s-serri küllihi acilihi ve acilihi ma alimtü minhü ve ma lem a lem ve es’elüke’l-cennete ve ma karrabe ileyha min kavlin ev amelin. Ve e’uzü bike minen-nari ve ma karrabe ileyha min kavlin ev amelin. Ve es’elüke hayra ma se’eleke abdüke ve Rasulüke Muhammedün (s.a.v.). ve e’uzü bike min serri meste’aze bike minhü abdüke ve Rasulüke Muhammedin (s.a.v.). Ve es’elüke ma kadayte li min emrin en tec’ale akibetehu rusden.”
      Anlamı:“Allah’im! Bildigim ve bilmedigim, hemen verdigin veya daha sonra verdigin (dünya ve ahiretin) her türlü hayrini Senden istiyorum. Bildigim ve bilmedigim, hemen verdigin veya daha sonra verdigin (dünya ve ahiretin) her türlü serrinden Sana siginiyorum. Senden cenneti ve beni cennete yaklastiracak sözleri ve isleri yapabilmeyi nasip etmeni istiyorum. Cehennemden ve beni cehenneme yaklastiracak olan sözlerden ve islerden Sana siginiyorum. Kulun ve Peygamberin Muhammed (s.a.v.)’in istedigi seyleri Senden istiyorum. Kulun ve Peygamberin Muhammed (s.a.v.)’in Sana sigindigi seylerden ben de Sana siginiyorum. Hakkimda hükmettigin islerin sonucunu hayir yapmani istiyorum.” (Hâkim, De’avat, No: 1914; bk. Ibn Hibban, Ed’iye, No: 869; îbn Ebi Seybe, Dua, No: 29336)

    • Tehlikeye Düstügü Zaman Okunacak Dua

      Okunuşu:(Bismillahirrahmanirrahim, vela havle vela kuvvete illa billahi’l- aliyyi’l-azim)
      Anlamı:“Rahman ve rahim olan Allah’in adiyla.Yüce ve ulu Allah’dan baska güç ve kuvvet sahibi yoktur” dersen o hali senden uzaklastirir” (Nevevi,Ezkar, 110)

    • Dersleri Anlama (Ögrenciler) Için Dua

      Okunuşu:(Allahümmerhamni biterki’l-maasi ebeden ma ebkayteni verhamni en etekellefe mala yanini varzukni husnen nazari fima yurdike anni.Allahümme bedias- semavati ve’l-ardi zelcelali ve’l-ikrami ve’1-izzetilleti la türamü, es’elüke ya Allahü ya rahmanu bicelalike ve nuri vechike en tulzime kalbi hifza kitabike kema allemteni ver- zukni en edüvehu ale’n-nahvillezi yurdike anni.Allahümme bedias-semavati ve’l-ardi zelcelali ve’l-ikrami ve’1-izzetilleti la türamu,es elüke ya Allahu ya rahmanu bicelalike ve nuri vechike en tünevvire bikitabike basari ve en tutlika bihi lisani ve en tüferrice bihi an kalbi ve en tesraha bihi sadri,ve en tümlie bihi bedeni, li ennehu la yuinuni ale’l- hakki gayruke vela yu’tihi illa ente vela havle vela kuvvete illa billahi!-aliyyi’l-azim)
      Anlamı:“Allah’im! Beni hayatta biraktigin sürece günahlari terk ettirmekle bana merhamet eyle. Beni ilgilendirmeyen isleri bana yükleme.Seni razi edecek seylere güzel bakmayi bana nasip eyle. Ey göklerin ve yerin yaraticisi,ey ulasilmayacak kadar yüksek celal ve ihsan sahibi, ey Allah, ey Rahman! Celalin hürmetine, yüzünün nuru hürmetine, Kurani istedigin gibi ezberlememi nasip eyle. Seni razi edecek sekilde okumami nasip eyle. Ey gökleri ve yeri yaratan celal ve ikram sahibi, ey ulasilamayacak kadar yüksek izzet sahibi Allah’im, ey Allah, ey Rahman! Celalin ve yüzünün nuru hürmetine kitabinla gözümü nurlandirmani, dilimi çözmeni, kalbimi genisletmeni ve bedenimle onu yasamami isterim. Çünkü hakka karsi bana senden baskasi yardim edemez, onu ancak sen verirsin. Güç ve kuvvet ancak yüce ve ulu Allah’

    • Kulagi Çinladigi Zaman Okunacak Dua

      Okunuşu:“Zekerallahu men zekerani bihayrin”
      Anlamı:“Beni hayirla anani Allah da ansin.” (Gazali, ihya, 1/335)

    • Birçok Derde Deva Olan Dua

      Okunuşu:(Allahümme inni euzü bike mine’l-hemmi, ve’l-hazeni ve euzü bike mine’l-aczi ve’l keseli, ve euzü bike mine’l-cübni, ve’l-buhli ve euzü bike min galebeti’d-deyni ve kahri’r-ricali)
      Anlamı:“Ey Allah’im! Elem ve kederden, saskinliktan sana siginirim. Acizlikten, tembellikten, bikkinliktan da sana siginirim. Korkaklik ve cimrilikten de sana siginirim. Allah’im! Borç altinda ezilmekten, adamlarin kahrindan (insanlarin nefsimi kullanmasindan ve onlara maglup olmaktan da sana siginirim).”

    • Tembellikten Kurtulmak için Dua

      Okunuşu:(Allahümme inni euzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazeni ve’l aczi ve’l keseli ve’l-cübni ve’l-buhli ve dalai’d-deyni ve galebeti’r-ricali)
      Anlamı:“Allah’im! Hüzünden, kederden, acizlikten, tembellikten, korkakliktan, cimrilikten, borç baskisindan ve insanlarin kahrina ugramaktan sana siginirim.” (Buhari,7/159)

  • Kabir Azabindan Korunmak Için Dua

    Okunuşu:“Allahümme inni euzü bike mine’l-küfri ve’l-fakri ve azabi’l-kabri.”
    Anlamı:“Allah’im! Küfürden, fakirlikten ve kabir azabindan Sana siginirim.”
  • Günahlardan Arinma Duasi

    Okunuşu:“Allahümme inni zalemtü nefsi zulmen kesiran ve la yagfiru’z zunube illa ente fagfirli magfireten min indike inneke ente’l-gafuru’r-rahim.
    Anlamı:“Allah’im ben kendime çok zulmettim. Senden baska günahi bagislayan yoktur. Senden magfiret diliyorum. Sen merhamedi ve bagislayicisin.”

    • Giybet veya Iftira Günahindan Korunma Duasi

      Okunuşu:“Allahümmagfirli ve limenigtebtühu ve livalideyye ve lil mu minine ve’l-mu minati yevme yekumu’l-hisab. Bi rahmetike ya erhame’r-rahimin.”
      Anlamı:“Allah’im; hesap gününde (Ruz-i Mahserde) beni ve hakkinda iftira ettigim veya kötü söz söyleyip çekistirdigim kimseyi, anne ve babami ve bütün müminleri affeyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi..”

    • Peygamberimizin Maclisten ayrilirken Okudgu Magfiret Duasi

      Okunuşu:Sübhanekallahümme Rabbi ve bi hamdike, la ilahe illa ente estagfi- rüke ve etubü ileyk.
      Anlamı:Yüce Allah’im, her an Seni anar ve Sana sükür vazifemizi eda ederiz. Zira Senden baska ilah yoktur. Senden af ve magfiret diler tevbe ederiz.

    • Imani Güçlendiren Dua

      Okunuşu:“El-hamdü lillahi ale’l-iman. El-hamdü lillahi ale’l- Islam. El-hamdü lillahi ale’l-ihsan. El-hamdü lillahillezi cealena min ümmeti Muhammedin aleyhissalatü vesselam.”
      Anlamı:“Allahu Teala’nin bize lütfettigi iman ve Islam’a ve bu büyük ihsana sükürler olsun. -Bizi Muhammed Aleyhissalatü vesselam’in ümmetinden kilan- Allahu Teala’ya hamd olsun.”

    • Namazdan Sonra Okunan Iman Duasi

      Okunuşu:“Rabbena la tüzig kulubena bade iz hedeytena ve heblena mil le- dünke rahmeten inneke ente’l-Vehhab.”
      Anlamı:“Allah’im, Sen bizleri dogru yola sevkedip imana muvaffak kildiktan sonra kalplerimizi batil ve kötü yola saptirmaktan koru ve bizlere ilahi katindan rahmet ihsan eyle, zira Sen ihsani bol ve bagislayicisin.” (Al-i îmran, 8)

    • Ölüm Aninda Imanli Gitmek için Okunacak Dua

      Okunuşu:“La ilahe illallahu’l-mevcudu bi-külli zeman. La ilahe illallahu’l -mabudu bi-külli mekân. La ilahe illallahu’l-ma’rufu bi-külli ihsan. La ilahe
      Anlamı:“Allah’tan baska ilah yoktur. O, yüce Allah her zaman var olmustur. Allah tan baska ilah yoktur. O, yüce Allah ki her mekânda sadece ona ibadet edilir. Allah tan baska ilah yoktur. O her iyiligin sahibidir. Allah’tan baska ilah yoktur. O, her lisanla zikredilendir. Allah’tan baska ilah yoktur. O, her an yeni bir isle ve yaradilisla mesguldür. Allah’tan baska ilah yoktur. Seytanin serrinden ve imanin kaybedilmesinden sadece ona siginilir. Ey ihsani hep var olan, ey bagislayan ve magfiret sahibi olan. Senin rahmetinle Sana siginiriz ey Rahman salât ve selam efendimiz Hz. Muhammed Mustafa ya (s.a.v.) olsun.. Ey Allah. Ey Allah…

    • Üzüntü ve Iztirap Hallerinde Okunacak Dua

      Okunuşu:“La ilahe illallahu 1-Halimu 1-Kerim, la ilahe ülallahu 1-Aliyyü’1-Azim. La ilahe illallahu Rabbüssemavati’s-seb’i ve Rabbu 1-arsi’l-Kerim.”
      Anlamı:“Halim ve Kerim olan Allah’tan baska ilah yoktur. Yüce Allahu Teala’dan gayri ilah yoktur. Yedi gök un ve yüce arsin sahibi Allahu Teala’dan baska ilah yoktur.” (Buhari, Müslim)

    • Geçimi Zorlasanin Okuyacagi Dua

      Okunuşu:“Bismillahi ala nefsi ve mali ve dini. Allahümme raddini bi kadaike ve barik li fima kuddira li hatta la uhibbe tacile ma ahharte ve la te’hira ma accelte.”
      Anlamı:“Canim, malim ve dinim konusunda her seye Senin adinla baslarim. Allah’im! Kaza ve hükmüne beni razi et ve bana takdir edileni bereketlendir ki, sonraya biraktiginin simdi ve simdi yaptiginin sonra olmasini isteyip temenni etmeyeyim.”

    • Seytan’in Vesvesesinden Kurtulmak Için Okunacak Dua

      Okunuşu:“Allahümmec’al fi kalbi nuren ve fi sem’i nuren ve fi basari nuren ve fevki nuren ve tahti nuren vec’alni nura.”
      Anlamı:“Allah’im, kalbime, kulaklarima, gözlerime, nurundan ihsan eyle, nurunla her tarafimi paklandir.”

    • Evhama (Ürpertiye) Karsi Dua

      Okunuşu:“Amentü billahi ve rusülihi hüve’l-evvelü ve’l-ahirü ve’z-zahirü ve’l- batinü ve hüve bi külli sey’in âlim.”
      Anlamı:“Evveli ve ahiri olmayan, zahir ve batin olan ve her seyi bilen Allahu Teala’yave Onun Peygamberlerine inandim.”
    • Tehlikeyle Karsi Karsiya Kalindiginda Okunan Dua

      Okunuşu:“Bismillahirrahmanirrahim.La havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim. Allahümme iyyake na büdü ve iyyake neste’in.”
      Anlamı:“Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.Yüce ve kudretli Allah’tan baska hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Allah’im! Sadece Sana ibadet ederiz ve sadece Senden yardim dileriz.”

      • Korkuya Karsi Okunacak Dua

        Okunuşu:“Euzü bi-kelimatillahi’t-tammeti min gadabihi ve ikabihi ve serri iba- dihi ve min hemezati s-seytani ve euzü bike rabbi en yahdurun.”
        Anlamı:“Allah’in gazabindan, Allah’in cezasindan, kullarinin serrinden ve seytanlarin çarpmalarindan Allah’in tam olan kelimelerine siginirim. Rabbim, bana gelmelerinden Sana siginirim.”

      • Kötülüklerden Kurtulma Duasi

        Okunuşu:“Elhamdülillahi ala külli halin, rabbi euzü bike min hali ehli’n-nar.”
        Anlamı:“Allah’im bulundugum duruma sükürler olsun. Ya Rabbi! Beni cehennem ehlinin yaptiklari kötülüklerden ve isledikleri günahlardan koru.”

      • Her Türlü Hastalik Için Dua

        Okunuşu:“Allahümme inni es’elüke’l-afiyete fi’d-dünya ve’l-ahirati, Allahümme inni es’elüke’l-afve ve’l-afiyete fi dini ve dünyaye ve ehli ve mali, Allahümmestur av- rati ve amin rav’ati. Allahümmehfazni min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemini ve an simali ve min fevki ve e’uzü bi-azametike en ugtale min tahti. Allahümme ag- nini bi’l-ilmi ve zeyyinni bi’l-hilmi ve kerrimni bi’t-takva ve cemmilni bi’l- afiyeti.”
        Anlamı:“Allah’im, Senden dünyada ve ahirette huzur ve saglik isterim. Allah’im, Senden, dinim, dünyam, çoluk çocugum ve malim için af ve afiyet isterim. Allah’im, ayiplarimi kapat, beni korkularimdan güvene kavustur. Allah’im, beni, önemden, arkamdan, sagimdan, solumdan ve basimdan gelecek her türlü hastaliklardan, kötülüklerden koru. Gelecek bir kötülükle tuzaga düsürülmekten, yere vurulmaktan senin yüceligine siginirim. Allah’im beni ilim ile zenginlestir, hilm ile süsle, takva ile kereme kavustur, afiyetle güzellestir.”

      • Çözümsüz Zamanlarda Okunacak Dua

        Okunuşu:“Bismillahirrahmanirrahim.Ilahi bi-ahassi sifatike ve bi-izzi celalike ve bi-a zami esma ike ve bi-ismeti enbi- yaike ve bi-nuri evliyaike ve bi-demi suhedaike es eluke ziyadeten fi’l-ilmi ve tev- beten kable’l-mevti ve rahaten inde’l-mevti ve magfireten bade’l-mevti ve necaten mine’n-nari ve duhulen fi’l-cenneti ve afiyeten fi’d-dünya ve’l-ahirati bi-rahmetike ya erhame’r-rahimin. Ilahi bi-hakki Hüseynin ve ahihi ve ceddihi ve ebihi ve üm- mihi ve benihi hallisni mimma ene fih, bi-rahmetike ya erhame’r-rahimin.”
        Anlamı:“Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.Ya Rabbi, sifatlarin, yüce saltanatin, en güzel isimlerin yüzü hürmetine, peygamberlerinin temizligi, velilerinin nuru, sehidlerinin kani yüzü hürmetine ilmimi arttir, ölmezden önce tevbe, ölürken rahatlik, öldükten sonra magfiret, cehennemden kurtulus, cennete giris nasib eyle, dünyada da ahirette de afiyet ve huzur ver, ey merhametlilerin merhametlisi, rahmetin yüzü hürmetine duami kabul buyur. Ilahi Hüseyn ve kardesi yüzü hürmetine, dedesi, babasi yüzü hürmetine, anasi ve ogullari yüzü hürmetine beni bulundugum darliktan kurtar, ey merhametlilerin merhametlisi rahmetinle istegimi kabul buyur.”

      • Sohbet veya Toplanti Yerlerinden Ayrilirken Okunacak Dua

        Okunuşu:“Sübhanekallahümme ve bi-hamdike eshedü enla ilahe illa ente estagfiruke ve etubü ileyke amiltü suen ve zalemtü nefsi fagfirli fe innehu la yagfiru’z-zunube illa ente.”
        Anlamı:“Allah’im! Seni bütün noksan sifatlardan tenzih ederim. Sana ham- dederim. Senden baska ilah olmadigina sahitlik yaparim. Senden magfiret diliyorum. Sana tevbe ediyorum. Bir kötülük yaptim, kendime zulmettim, beni bagisla. Çünkü günahlari ancak Sen bagislarsin.”

      • Ihtiyarlik ve Acizlikten Siginma Duasi

        Okunuşu:“Allahümme, inni euzü bike mine’l-aczi ve’l-keseli ve’l-cubni ve’l- herami. Ve euzü bike min azabi’l-kabri. Ve euzü bike min fitneti’l-mahya ve’l-memati.’
        Anlamı:“Allah’im, ben, acizlikten, tembellikten, korkakliktan ve ihtiyarliktan Sana siginirim. Keza ben, kabir azabindan da Sana siginirim. Hayatin ve ölümün fitnelerinden de Sana siginirim.” (Buhari)

      • Ihtiyarlik ve Acizlikten Siginma Duasi

        Okunuşu:“Allahümme, inni euzü bike mine’l-aczi ve’l-keseli ve’l-cubni ve’l- herami. Ve euzü bike min azabi’l-kabri. Ve euzü bike min fitneti’l-mahya ve’l-memati.’
        Anlamı:“Allah’im, ben, acizlikten, tembellikten, korkakliktan ve ihtiyarliktan Sana siginirim. Keza ben, kabir azabindan da Sana siginirim. Hayatin ve ölümün fitnelerinden de Sana siginirim.” (Buhari)

      • Zalim ve Kötülere Karsi Yardim Duasi

        Okunuşu:“Rabbi e’inni ve la tu ni ‘aleyye vensurni ve la tensur ‘aleyye vem- kürli ve la temkür aleyye vehdini ve yessirli’l-hüda vensurni ala men bega aleyye. Rabbic’alni leke sekkaran, leke zekkaran, leke rahhaben, leke mitva an leke muhbiten, ileyke evvahen müniba. Rabbi tekabbel tevbeti, vagsil havbeti, ve ecib daveti, ve sebbit hücceti, ve seddid lisani, vehdi kalbi, veslül sehimete sadri.”
        Anlamı:“Rabbim! Bana yardim et, aleyhime olan seylere yardim etme. Bana zafer ver, aleyhime zafer verme. Lehime tertip kur, aleyhime tertip kurma. Bana hidayet et ve hidayeti bana kolaylastir. Bana zulmeden kimseye karsi yardim et. Rabbim! Beni Sana çok sükreden, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana itaat eden, Sana saygi gösteren, Sana yönelen ve tövbe eden kimsen yap. Rabbim! Tövbemi kabul et, günahimi temizle, duami kabul buyur, delilimi sabit kil, dilimi dogru yap, kalbime hidayet ver, gögsümün kin ve hasedini çikar.” (Tirmizi, De’avat, 114; Ibn Hibban, Ed’iye, No:947; îbn Ebi Seybe, Dua, No: 29381)

      • Zalim Bir Yöneticiden (Kisiden) Korkunca Okunacak Dua

        Okunuşu:(Allahu ekberu,Allahu eazzü min halkihi cemian,Allahu eazzü mimma ehafü ve ahzeru, ve euzü billahillezi la ilahe illa hu, el- mümsikü’s-semavati’s-seb’i en yeka’ne ale’l-ardi illa biiznihi, min serri abdike fülanin vecünudihi ve etbaihi ve esyaihi, mine’l-cinni ve’l-ins. Allahümme kün li çaren min serrihim.Celle senaük, ve azze carük, ve tebarekesmük,vela ilahe gayruk)
        Anlamı:“Allah en büyüktür,Allah bütün yaratiklarindan >daha güçlüdür.Allah, benim korktugum ve çekindigimden daha güçlüdür. Kendisinden baska ilah olmayan Allah’a siginirim. Gökleri yerin üzerine izni olmadan düsmekten o tutar.Bu kulunun askerlerinin, adamlarinin, cinlerden olsun, insanlardan olsun, taraftarlarinin serrinden Allah’a siginirim. Allah’im! Beni onlarin serrinden koru. Senin sanin yücedir. Korudugun azizdir. Adin mübarektir. Senden baska ilah yoktur.”(Buhari, Edebü’l- müfred, 309,310)
      • Allah’tan istenecek Tüm Iyiliklerin Duasi

        Okunuşu:“Allahümme inni es’elüke’s-sebate fi’l-emri.Ve es’elüke ‘azimete’r-rusdi. Ve es’elüke sükra ni’metike ve hüsne ‘ibadetike. Ve es’elüke lisanen sadikan ve kalben selimen. Ve e’uzü bike min serri ma te’lemü Ve es’elüke min hayri ma te’lemü Ve estegfiruke mimma te’lemü inneke ente ‘allamü’l-guyub.”
        Anlamı:“Allah’im! Senden dinde sebat etmemi istiyorum.Senden dogrulukta kararli olmak istiyorum. Senden nimetlerine sükretmek ve ibadetlerini en güzel biçimde yapmak istiyorum. Senden dogru söyleyen bir dil, saglikli ve sana teslim olan bir kalp istiyorum. Bildigin her zararli seyin serrinden sana siginiyorum. Bildigin her hayirli seyi istiyorum. Bildigin her günah için bagislamani diliyorum. Sen gizli olan seyleri çok iyi bilensin(Tirmizi,De’avat,23;Ibn,Ebi Seybe,Dua,No:2949)

        • Bilinen ve Bilinmeyen Seylerden Siginma Dualari

          Okunuşu:“Allahümme ellif beyne kulubina.Ve aslih zate beynina,vehdina sübüle’s-selam, ve neccina mine’z-zulümati ile’n-nur,ve cennibne’l-fevahise ma zahara minha ve ma batane.Ve barik lena fi esmama ve ebsarina ve ku- lubina ve ezvacina ve zürriyyatina.Ve tüb ‘aleyna inneke ente’t-tevvabü’r- rahim.Vec’alna sakirine li-ni’amike müsnine biha ‘aleyke kabiline leha ve etimmeha aleyna.”
          Anlamı:“Allah’im! Kalplerimizi birlestir, aramizi islahet, bize kurtulus yollarini göster, bizi karanliklardan aydinliga çikar, bizi her türlü çirkinliklerden,açigindan ve gizlisinden uzaklastir. Bize kulaklarimizi, gözlerimizi, kalplerimizi, eslerimizi ve neslimizi mübarek eyle. Tövbelerimizi kabul eyle, süphesizki sen tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametlisin. Bizi nimetlerine sükredenler, nimetlerinle seni övenler, verdigin nimetleri kabul edenler eyle ve bize nimetlerin devamini ihsan eyle.” (Hakim, De’avat, No;977;Ibn Hibban,Ed’iye,No:996)

        • Tasa, Gam, Sikinti ve Çileye Karsi Dua

          Okunuşu:“Allahümme farice’l-hemmi,kasife’l-gammi, mücibe da’veti’l- muttarrine rahmane’d-dünya ve’l-ahirati ve rahimehüma ente terhamüni ferham ni bi-rahmetin tügnini biha an rahmetin min sivake.”
          Anlamı:“Kederleri gideren, sikintilari kaldiran, zor durumda kalanlarin dualarini kabul eden, dünya ve ahretin Rahmani ve Rahimi olan Allah’im! Bana ancak sen merhamet edersin, bana Senden baska hiç kimsenin merhametine ihtiyaç duymayacak bir merhamet ihsan eyle.” (Hâkim, De’avat, No: 1898)

        • Herhangi Bir Iste Basari ve Sebat Dualari (1.Dua)

          Okunuşu:“Allahümme inni es elüke s-sebate fi’l-emri ve’l-azimete ale’r-rusdi. Ve es’elüke sükra ni’metike ve hüsne ‘ibadetike.Ve es’elüke lisanen sadikan ve kalben selimen.Ve e’uzü bike min serri ma ta’lemü.Ve es’elüke min Hayri ma ta’lemü. Ve estagfiruke mimma ta’lemü.”
          Anlamı:“Allah’im! Senden iste (dinde) sebat etmeyi ve dogruluga azmetmeyi istiyorum. Nimetine sükretmeyi ve sana güzel bir sekilde ibadet edebilmeyi istiyorum. Dogruyu konusan bir dil ve egriliklerden uzak bir kalp diliyorum. Allah’im! Senin bildigin her çesit serden sana siginiyorum. Bildigin bütün hayirlari senden istiyorum. Bildigin günahlarimdan dolayi senden bagis diliyorum.”(Tirmizi,De’avat,22)

        • Herhangi Bir Iste Basari ve Sebat Dualari (2.Dua)

          Okunuşu:“Allahümme hir li vehter li.Vela tekilni ala ihtiyari.”
          Anlamı:“Allah’im! Bu isi bana hayirli kil ve bu isi bana nasip eyle! Allah’im beni kendi basima birakma. (Tirmizi,De’avat,90)

        • Öfkelenince Okunacak Dua

          Okunuşu:“Allahümme’gfirli zenbi ve ezhib gayza kalbi ve ecirni min mudillati’l-fiten.”
          Anlamı:“Allah’im! Günahimi bagisla, kalbimdeki öfkeyi dindir ve beni fitnecilerin saptirmasindan koru, diye dua et” buyurdu. (Taberani, el-Muce’mül-Kebir, XXIII, 338, No: 785)

        • Zorluklarla Karsilasinca Okunacak Dua

          Okunuşu:“Allahümme la sehle illa ma ce’altehu sehlen. Ve ente tec’alu’l- hüzne iza si’te sehlen.”
          Anlamı:“Allah’im! Senin kolaylastirdigindan baska kolay yoktur. Ancak sen istersen zoru kolaylastirirsin.” (Ibn Hibban, Dua, III, 255, No:974)

        • Musibetle Karsilasinca Okunacak Dua

          Okunuşu:“Inna liilahi ve inna ileyhi raciun, Allahümme indeke ahtesibü musibeti fe’cürni fiha ve ebdilni biha hayran anha minha.”
          Anlamı:“Biz Allah’a aidiz. (Ona teslim olmus kullariz). Ve ancak Ona dönücüleriz. Allah’im, katindan bu musibetimin ecrini umuyorum, (bu musibeti yok et ve beni bununla sevaplandir) Onu hayirla degistir”

        • Musibet Gelmesini Engellemek Için Dua

          Okunuşu:“Bismillahi’l-lezi la yedurru ma’a-smihi sey un fi’l-ardi vela fi’s- semai ve hüve’s-semi’u’l-alim.”
          Anlamı:“Adi anildigi zaman gerek yerde gerekse gökte hiçbir seyin zarar veremeyecegi Allah’in adiyla! O, hakkiyla isiten ve hakkiyla görendir, derse ona hiçbir sey zarar vermez, görülmedik kaza ve bela ona isabet etmez.” (Ebu Davud, Edeb, 110; Ibn Mace, Dua, 14; Tirmizi, De’avad, 13)

        • Sikintikara Karsi Okunacak Dua
          Anlamı: Esirgeyen ve bagislayan. Ey esirgeyen, bagislayan, koruyan ve seven Allah’im. Bütün mahlûkatin kalplerini bana dogru çevir. Ey Cebrail, bütün ruhani , ulvi ve sufli tabakasinin Rahman ve Rahim olan Allah’in hakki için onlara ,isittir ve itaat ettir. Rauf ve Atuf hakki hürmetine, Melik hakki hürmetine, arsi ala hakki hürmetine duamizi kabul et ve bütün yaratilmislarin kalplerini bana çevir.
        • Ölüm Aninda Sikintilardan Kurtulmak için Okunacak Dua
          Anlamı: Ya Allah, atesin fitnesinden ve azabindan sana siginiyorum. Kabrin fitnesinden ve azabindan sana siginiyorum. Zenginligin fitnesinden ve azabindan sana siginiyorum. Mesih Deccal’in fitnesinden ve azabindan sana siginiyorum.

          • Cennet Kapisini Açan Dua
            Anlamı:Ya Allah, sen benim Rabbimsin. Senden gayri hiçbir ilah yoktur. Ben senin kulunum, gücüm yettikçe senin ahdin ve vaadin üzerindeyim. Isledigim seylerin serrinden sana siginiyorum. Bana olan nimetlerini de, günahlarimi da itiraf ediyorum. Artik beni yarligayiver. Su bir gerçektir ki: günahlari senden baska yarligayacak yoktur.Bu duanin faydasi:Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu duayla ilgili su müjdeyi vermistir: “Bir kimse bu istigfari gece okur sabah olmadan önce vefat ederse veya sabah okuyup aksamdan önce ölecek olursa ona cennet vacip olur.”

          • Imam-i Azam’in Duasi
            Anlamı: O yüceler yücesine isyan ettim. Günahlar içine düstüm. Biliyorum yapmamam gerekirdi. O gerçek bir sahiptir. O terbiye edendir. O çok merhametli olandir. O bagislayandir. Allah her seye gücü yetendir ve kul muhtaç oldukça çokça verendir. Ey Mennan olan Rabbim! Istemeden de veren sensin, kul sikismasa da veren sensin. Ey beni yaratan! Bak senin için gözlerim yasariyor. Senin için agliyorum. Sen de tevbemi kabul et. Hatalarimi bagisla. Ya Rabbi? isyanimla, nefsime maglup oldum. Bilemiyorum ki bunun sonunda kurtulacak miyim? Yoksa helak mi olacagim? Evet evet günahlarim günden güne artiyor. Diger yandan ömrüm günden güne azaliyor? farkindayim. Sana yöneldim. Allah’im! Iste simdi ölüm yataginda insanlarin önünde uzanmisim. Bu zayif kuluna merhamet et, Ey Merhamet edicilerin Sahibi!

          • Seyyidul Istigfar Duasi
            Anlamı: Allahim! Sen Rabbimsin. Senden baska ilah yoktur. Sen beni yarattin. Ben senin kulunum. Sana verdigim söz üzereyim. Gücüm yettigince emrindeyim. Yaptigim kötü seylerden sana siginirim. Bana verdigin nimetini anarim. Günahimi itiraf edip sana siginirim. Sunu bilirim! Senden baska günahlari bagislayan yoktur.

          • Peygamberimiz’in Kizi Hz. Fatima’ya Fakirlige Karsi Ögrettigi Dua
            Anlamı: Ey 7 kat gögün ve büyük arsin sahibi olan Allahim! Bizim Rabbimiz! Her seyin Rabbi olan Yüce Allah! Ey Tevrat’i, Incil’i ve Kur’an-i Kerim’i indiren, taneyi ve çekirdegi yarip çikaran Yüce Rabbim! Alnindan tutup hesaba çekecegin her seyin serrinden sana siginirim Ya Rabbi! Sen öyle Evvelsin ki, senden evvel hiç kimse yoktur. Sen öyle Ahirsin ki, senden sonra hiçbir sey yoktur. Sen öylesine açikta ve görünürsün ki, senin üzerine hiçbir sey yoktur. Sen öylesine sir ve gizlisin ki, senin önünde hiçbir sey yoktur. Ya Rabbi! Benim borcumu ödememi ve fakirligimi gidermemi nasip eyle!

          • Kur’an Kerim’deki Sifa Ayetleri
            Anlamı:Mü’minler zümresinin gögüslerini ferahlandirsin. (Tevbe-14)Gönüllerde olan dertlere bir sifa, Mü’minler için bir hidayet ve rahmet gelmistir. (Yunus-57)Onlarin (arilarin) karinlarindan renkleri çesitli serbet çikar ki onda insanlar için sifa vardir. Iste bunda da tefekkür edecek bir zümre için elbette ayetler vardir. (Nahl-69)Biz Kur’an’dan Mü’minler için sifa ve rahmet olan seyler indiriyoruz. (Isra-82)Hastalandigim zaman bana sifa veren O’dur. (Sura-30)Onlara söyle: o Kur’an iman edenler için hidayet ve sifadir. (Fussilet-44)

          • Bir Dilegi Olanin Okuyacagi Dua
            Anlamı:(Namazdan Sonra Okunur)Kullarini bagislayan ve onlara cömert olan Allah’tan baska yaratici yoktur. Büyük arsin sahibi olan Allah, bütün eksikliklerden uzaktir. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’adir. Ya Rabbi; senin rahmetini, magfiretinin büyüklügünü dilerim. Bütün günahlardan ve kötülüklerden beni koru. Bütün iyiliklere de beni yönelt. Bagislanmamis günahimi birakma ya Rabbi! Sikintilarimi gider, rizana uygun olan bütün isteklerimi kabul et. Ey merhamet sahibi olan Rabbim?!

          • Yataga Uzanirken Okunacak Dua
            Anlamı:Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yatagina girdigi zaman elini (sag elini) yanaginin altina kordu. Sonra söyle buyururdu:“Allahumme kini azabeke yevme teb’asu ibadeke”“Allahim! Kullarini diriltecegi gün beni azabindan koru”(Ibni Mace, hd: 3877)

          • Sikinti Sirasinda Okuancak Dua
            Anlamı:Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sikinti ve mesakkat oldugunda su zikri yapardi:“Halim, Kerim olan Allah’tan baska ilah yoktur. Ben azametli Ars’in Rabbi olan Allah’i tesbih(noksanliklardan tenzih) ederim. Ben yedi gögü Rabbi ve güzel Ars’in Rabbi olan Allah’i tesbih ederim.”(Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ibni Mace, hd: 3883)

          • Ebul vefa Hz.’nin Duasi
            Anlamı:Ya Allah!Dünya ve ahirette karsilasacagim her bir korku için ‘lailaheillallah’ i,Her keder ve üzüntü için ‘masa’allah’i,Her bir nimet için ‘elhamdulillah’i,Hayret verici her sey için ‘subhanallah’i,Her bir günah için ‘estagfirullah’i,Her darlik için ‘hasbiyallah’i,Her musibet için ‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’u,Her bir kaza ve kader için ‘tevekkeltu alellah’iHer bir itaat ve isyan hareketi için ‘la havle vela guvvete illa billahil aliyyul aziim’i, hazirladim.Ey Rabbim! Bize arttir da eksiltme, bizi sereflendir de hor ve hakir kilma, bize ver de mahrum birakma, bizi seç de üzerimize ihtiyar etme.Bizden razi oluver bizden kabul eyle. Ey Kerem sahibi! Ey esirgeyenlerin en merhametlisi! Duami kabul eyle. Hamd alemlerin Rabbin’a mahsustur.
          • Yolculuktan Dönüste Okunacak Dua
            Anlamı:Allah’tan baska hiçbir ilah yoktur. Tekdir, hiçbir ortagi yoktur. Mülk O’na aittir. Hamd O’na mahsustur. O her seye kadirdir. Dönüyoruz, tevbe ediyoruz, ibadetimizde daimiz, Rabbimize hamdediyoruz. Allah Teala vadini yerine getirmis, kuluna yardim etmis ve tek basina (aleyhimize toplanmis olan) gruplari dagitmistir.Muharrem Ayinda Okunacak Dua
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla….Hamd,alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsusutur.Salatu SelamdaPeygamber Efendimize,ehl-i beytineve bütün ashabina olsun.Ey Rabbim,sen Ebedi,Ezeli,Hayy,Kerim,Hannan,Mennansin.Bu gelen yeni yil kovusmus seytanin serrinden muhafaza olmayi istiyorum.Ve içimde,bana kötülügü emreden nefsimle mücadelemde senden yardim diliyorum.Beni sana yaklastiracak mesguliyetleri bana nasip et.Ey Celal ve Ikram sahibi Rabbim.Rahmetinle Merhametlilerin en Merhametlisi…..
            Her Sikintiyi Gideren Yedi Ayeti-i Kerime (1.Ayet)

            Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Kul ley yusibena illa ma keteballahu lena, hüve Mevlana ve alallahi fel- yetevekkeli’l-mü’minun.”
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.De ki: Bize hiçbir zaman Allah’in yazdigindan baska bir sey ulasmaz. O, bizim Mevlamizdir ve müminler onun için yalniz Allah’a dayanip güvensinler!”(Tevbe, 51)
            Her Sikintiyi Gideren Yedi Ayeti-i Kerime (2.Ayet)

            Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-RahimVe iy yemseskellahu bi durrin fela kasife lehu illa hu ve iy yuridke bi hayrin fela radde li fadlih, yüsibü bihi mey yesau min ibadih, ve hüve’l-gafuru’r-rahim.
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiylaVe eger Allah sana bir keder dokunduracak olursa, onu Ondan baska açacak yoktur; ve eger O, sana bir hayir dilerse, o zaman da O’nun lütfunu reddedecek yoktur.O, lütfunu kullarindan diledigine nasib eder. O, çok bagislayan, çok merhamet edendir. (Yunus, 107)
            Her Sikintiyi Gideren Yedi Ayeti-i Kerime (3.Ayet)

            Okunuşu:“Inni tevekkeltü alallahi rabbi ve rabbiküm, mâ min dabbetin illa hüve ahizüm bi nasiyatiha, inne rabbi ala siratim müstekim.”
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“Her halde hem benim Rabbim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a güvenip) dayanmisim. Hiç (bir) yerde bir debelenen (canli) yoktur ki perçemini O tutmus olmasin! Süphe yok ki Rabbim dogru bir yol üzerindedir.” (Hud, 56)Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.
            Her Sikintiyi Gideren Yedi Ayeti-i Kerime (4.Ayet)

            Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Ve ke eyyim min dabbetil la tahmilu rizkaha, Allahu yerzukuha ve iyyaküm ve hüve s-semiu’l-âlim.”
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“Nice hayvanlar var ki, rizkini (yaninda) tasiyamaz; Allah onlara da rizik veriyor, size de! O her seyi isitendir, bilendir.” (Ankebut, 60)
            Her Sikintiyi Gideren Yedi Ayeti-i Kerime (5.Ayet)

            Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Ma yeftehillahü linnasi mir rahmetin fela mümsike leha, ve ma yümsik fe la mursile lehu mim ba’dih, ve hüve’l-azizu 1-hâkim.”
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“Allah insanlara rahmetinden her neyi açarsa artik onu tutacak, kisacak kimse yoktur. Her neyi de tutar kisarsa onu da ondan sonra salacak yoktur. O, öyle güçlüdür, öyle hikmet sahibidir.” (Fatir, 2)
            Her Sikintiyi Gideren Yedi Ayeti-i Kerime (6.Ayet)

            Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Ve lein seeltehüm men haleka’s-semavati ve’l-arda le yekulünnallah, kul eferaeytüm ma ted’une min dunillahi in eradeniyallahu bi durrin hel hünne kasifatü durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetih, kul hasbiyallahu aleyhi yetevekkeli’l-mütevekkilun.”
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“Andoldun ki, onlara: ‘O gökleri ve yeri kim yaratti?’ diye sorsan kesinlikle Allah’tir’ diyeceklerdir. De ki: ‘Gördünüz ya, Allah’tan baska çagirdiklarinizi, eger Allah bana bir keder dilerse, onlar O’nun verecegi kederi açabilirler mi? Ya da O, bana bir rahmet dilerse onlar O’nun rahmetini (engelleyip) tutabilirler mi?’ De ki: Allah bana yeter! Tevekkül edenler hep ona dayanir!” (Zümer, 38)
            Her Sikintiyi Gideren Yedi Ayeti-i Kerime (7.Ayet)

            Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Fe in tevellev fe kul hasbiyallahu la ilahe illa hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü’l-arsi’l-azim”
            Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“Eger aldirmazlarsa de ki: “Bana Allah yeter! Ondan baska ilah yoktur. Ben O’na dayanmaktayim ve O, o büyük arsin sahibidir!” (Tevbe, 129)
        • Dogum Öncesinde ve Sonrasinda Okunacak Dualar (1.Dua)

          Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Allahü la ilahe illa huve’l-hayyu’l-kayyum. La te ‘huzühu sinetün vela nevm. Lehu ma fi’s-semavati vema fi’l-ard. Men ze’l-lezi yesfe’u ‘indehu illa bi iznih. Ya’lemü ma beyne eydihimvema halfehüm. Vela yühitune biseyin min ‘ilmihi illa bima sae. Vesi’a kürsiyyühu s-semavati ve’l-ard. Vela yeudühü hifzuhüma ve (hüve ’1- ‘aliyy ü’l- azim.”
          Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“Allah, kendisinden baska hiçbir ilah olmayandir. Diridir, kayyumdur (varligi kendinden, kendi kendine yeterli, yarattiklarina hâkim ve onlari koruyup gözetendir). O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her sey; yerdeki her sey o’nundur. Izni olmaksizin o’nun katinda sefaatte bulunacak kimdir? O, kullarin önlerindekileri ve arkalarindakileri (yaptiklarini ve yapacaklarini) bilir. Onlar o’nun ilminden, kendisinin diledigi kadarindan baska bir sey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayip kusatmistir. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup-gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.” (Bakara,2/255)
        • Dogum Öncesinde ve Sonrasinda Okunacak Dualar (2.Dua)

          Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Kul eu’zü birabbi’l-felak. Min serri ma halak. Ve min serri gasikin iza vekab. Ve min serri’n-neffasati fi’l -ukad. Ve min serri hasidin iza hased.”
          Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“De ki: yarattigi seylerin kötülügünden, karanligi çöktügü zaman gecenin kötülügünden, dügümlere üfleyenlerin kötülügünden, haset ettigi zaman hasetçinin kötülügünden, sabah aydinliginin Rabbine siginirim.” (Felak, 113/1-5)Dogum Öncesinde ve Sonrasinda Okunacak Dualar (3.Dua)

          Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.“Kul euzü birabbi’n-nas. Meliki’n-nas. Ilahi’n-nas. Min serri’l-vesvasi’l-ha’n- nas.Ellezi yüvesvisü fisuduri’n-nas. Mine’l-cinneti ve’n-nas.
          Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla.“De ki: Cinlerden ve insanlardan olup,insanlarin kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülügünden, insanlarin Rabbine, insanlarin Melik’ine, insanlarin Ilah’ina siginirim .”(Nas,114/1-6)
          Borçtan Kurtulmak Için Dualar (1.Dua)

          Okunuşu:“Allahümme farice’l-hemmi, kasife’l-gammi, mücibe da veti’l- mudtarrine rahmane’d-dünya ve’l-ahirati ve rahimehüma ente terhamüni ferham- ni birahmetin tügnini biha an rahmetin min sivake.”
          Anlamı:“(Ey) Sikintilari gideren, kederleri kaldiran, zor durumda kalanlarin dualarina icabet eden, dünya ve ahretin rahman ve rahimi olan Allah’im! Sen bana merhamet edersin, Senden baska kimsenin merhametine ihtiyaç birakmayan bir merhametle bana merhamet et.” (Hakim, Dua, I, 515)
          Borçtan Kurtulmak Için Dualar (2.Dua)

          Okunuşu:(Allahümme inni euzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazeni ve’l-keseli ve’l-buhli ve dalai’d-deyni ve galabeti’r-ricali)
          Anlamı:“Allah’im! Kederden, hüzünden, tembellikten, cimrilikten, borç baskisindan ve insanlarin kahrina ugramaktan sana siginirim.’ (Tirmizi,5/520)
          Borçtan Kurtulmak Için Dualar (3.Dua)

          Okunuşu:(Allahümme malike’l-mülki tu ti’l-mülke men tesaü ve tenziu’l- mülke mimmen tesaü ve tuizzü men tesaü ve tüzillü men tesaü biyedike’l-hayr, inneke ala külli sey’in kadir.Rahmane’d-dünya ve’l ahireti, tu’tihima men tesaü ve temneu minhüma men tesaü, irhamni rahmeten tugnini biha an rahmeti m in sivake)
          Anlamı:“Ey mülkün sahibi Allah’im! Mülkü istedigine verirsin, mülkü istediginden çeker alirsin. Istedigini aziz eder, istedigini hor edersin. Hayir senin elindedir.Senin her seye gücün yeter. Ey dünyanin ve ahiretin rahmani, bu ikisini diledigine verir, bu ikisini diledigine vermezsin. Bana öyle bir merhamet et ki, baskasinin merhametine ihtiyaç kalmasin. “(Taberani,Es- sagir, 1/202)
          Psikolojik – Manevi Sikinti Için Dualar (1.Dua)

          Okunuşu:“Bismillahi’r-Rahmani’r- RahimElhamdülillahi Rabbi’l-âlemin. Er-Rahmani’r-Rahim. Malikiyevmi’d-din. Iyyake na’büdü ve iyyake neste’in. Ihdine’s- sirata 1-mustekim. Siratallezine en’amte aleyhim gayri’l- megdubi aley him ve le’d-dallin.”
          Anlamı:“Rahman ve Rahim olan Allah’in adi ile.Hamd, âlemlerin Rabbi, Allah’a mahsustur. Hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki. Rahman, Rahim,(Allah’im!) Yalniz sana ibadet ederiz ve yalniz senden yardim dileriz. Bizi dogru yola ilet. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna (ilet), gazaba ugrayanlarinkine ve sapiklarinkine degil.”
          Psikolojik – Manevi Sikinti Için Dualar (2.Dua)

          Okunuşu:“Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.Elif Lam Mim. Zalike’l-kitabü la raybe fih. Hüden lil-müttekin, Ellezine yu minune bi’l-gaybi ve yükimune’s-salete ve mimma razaknahüm yünfikun. Vellezine yü’minune bima ünzile ileyke ve ma ünzile min kablike ve bi’l-ahiratihüm yükinun.”
          Anlamı:“Rahman ve Rahim Allah’in adi ile.Elif lam mim. Rahman ve Rahim Allah’in adi ile. Bu, kendisinde süphe olmayan kitaptir. Allah’a karsi gelmekten sakinanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe inanirlar, namazi dosdogru kilarlar, kendilerine rizik olarak verdigimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanirlar. Ahirete de kesin olarak inanirlar.”
          Içinin Ferahlamasi Için Okunacak Dua

          Okunuşu:Ene abdüke ibnü abdike ibnü emetike fi kabdatike nasiyeti biyedike,madin fiyye hükmüke adlün fiyye kadauke,es’elüke bikülli ismin hüve leke semmeyte bihi nefseke ev enzeltehu fi kitabike ev allemtehu ehaden min halkike ev iste serte bihi fi ilmi’l-gaybi indeke en tec’ale’l-kur’an’a nura sadri ve rabia kalbi ve cilae huzni ve zehabe hemmi).
          Anlamı:“Allah’im! Ben senin kulunum, kölenin evladiyim, cariyenin evla- diyim.Senin avucundayim. Idarem senin elindedir. Hükmün bende geçerlidir, hakkimda verdigin hüküm adildir. Kendine verdigin yahut kitabinda indirdigin, yahut yarattiklarindan birine ögrettigin, yahut gayb ilmine ait olarak kendine sakladigin her ismin hürmetine,senden isterim ki, Kurani gönlümün nuru, kalbimin bahari kilasin, sikintimi def edersin.”
          Korku Anlarinda Okunacak Dua

          Okunuşu:“Allahümme inna nec’alüke fi nuhurihim.Ve neuzü bike min sururihim.’
          Anlamı:“Allah’im! Onlarin yüreklerine korku sal,bizi onlarin serrinden koru!” (Ebu Davud,Salat,365)
        • Darginliklari Gidermek Için Okunacak Dua

          Okunuşu:“Allahhümme ellif beyne kulubina ve aslih zate beynina, vehdina sübüle’s-selami ve neccina mine’z-zulümati ile’n-nuri ve cennibne’l-fevahise ma za- hara minha ve ma betane. Allahümme’hfazna fi esma ma ve ebsarina ve ezvacina.”
          Anlamı:“Allah’im! Kalplerimizi birlestir(bizi ayriliga düsürme). Aramizi / sosyal iliskilerimizi düzelt. Bizi dogru yola ilet. Bizi (sirk, küfür ve nifak) karanliklarindan kurtar, (iman ve Islam) aydinligina çikar, bizi her türlü çirkinlik ve edepsizligin açigi ve gizlisinden uzaklasir. Allah’im! Kulaklarimizi, gözlerimizi ve eslerimizi (her türlü kötülükten ve günahtan) koru.” (Ibn Hibban, Rakaik, No: 996)
        • Akil hastaligi Için Okunacak Dua

          Okunuşu:(Innel hamde lillah, nahmedühu ve nesteinühu.Men yehdihillahu fela mudille leh, vemen yudlil felah hadiye leh.Ve eshedü en la ilahe illallahu vah- dehu la serike leh, ve enne muhammeden abduhu ve resulüh…)
          Anlamı:“Gerçek hamd, Allah’a mahsustur.O’na hamd eder, ve O’ndan yardim dileriz. Allah kime hidayet ederse, kimse onu sap- tiramaz, kimi de saptirirsa, ona kimse hidayet edemez. Sahitlik ederim ki, Allah’tan baska ilah yoktur, birdir, ortagi yoktur. Muhammed O’nun kulu ve resulüdür”

          • Ihtiyaç Duasi

            Okunuşu:“Allahümme inni es’elüke tevfika ehli’l-huda, ve amale ehli’l- yakini ve münasahate ehli’t-tevbeti ve azme ehli’s-sabri, ve ciddc chli’l-hasyeti ve talebe ehli’r-ragbeti ve teabbude ehli’l-vera’i ve irfane ehli’l-ilmi hatta aha- fek. Allahümme inni es’elüke mehafeten tahcuzüni an ma’siyetike hatta amele bitaatike amelen estehikku bihi ridake ve hatta unasihake bi’t-tevbeti havfen minke ve hatta uhlisa leke’n-nasihate hubben leke ve hatta etevekkele aleyke fi’l-umuri ve hüsni zannin bike. Sübhane Haliki’n-nur.”
            Anlamı:Anlami:”Allah’im, Sen’den gerçek imanli zatlarin basarisini, ermis ta- kiylerin amellerini, tevbe ehlinin ögütlesmesini, sabir ehlinin azmini, korku ehlinin ciddiyetini, seni isteyenlerin arzusunu, takva ehlinin ibadetini, ilim erbabinin irfanini isterim ki, Sen’den geregi gibi korkayim. Allah’im, Sana isyandan çekindirecek bir korku ver ki Sana itaat ile öyle amel edeyim, onunla rizana layik olayim, Sen’den korkarak içtenlikle Sana döneyim, sirf Senin sevgini kazanmak için içten ögüt vereyim. Her iste Sana güvenip, Sana siginayim, Sana hüsn’ü zan besliyeyim. Nurun yaraticisi Cenab-i Hakk’a tesbih ederim.”

          • Her Hangi Bir Istegi Olanin Okuyacagi (HACET) Dualari (1.Dua)

            Okunuşu:“La ilahe illallahu’l-halimu’l-kerim. Sübhanallahi rabbi’l- ‘arsi’l-azim. Elhamdülillahi rabbi’l-’âlemin. Es’eluke mücibati rahmetike ve azaime magfiratike ve’l-’ismete min külli zenbin ve’l-ganimetü min külli birrin ve’s-selamete min külli ismin la teda’li zenben illa gafertehü ve la hemmen illa ferrectehü ve la haceten hiye leke ridan illa kadeyteha ya erhame’r-rahimin.”
            Anlamı:“Halim, Kerim olan Allah’tan baska ilah yoktur ulu Ars’in Rabbi, noksan sifatlardan münezzehtir. Hamd âlemlerin Rabbine aittir. Rahmetine vesile olacak amelleri, magfiretini celbedecek esbabi (hakkimda yaratmani) talep ediyor, her çesit günahtan koruman için yalvariyor, her çesit iyilikten zenginlik, her çesit günahtan selamet diliyorum. Rabbim! Affetmedigin hiçbir günahimi, kaldirmadigin hiçbir sikintimi birakma! Hangi amelden razi isen onu ver, ey Rahim olan, bana en ziyade rahmet gösteren Rabbim!” (Tirmizi, Salat: 348; Ibn Mace, Ikamet, 189)

          Her Hangi Bir Istegi Olanin Okuyacagi (HACET) Dualari (2.Dua)

          Okunuşu:“La ilahe illallahü vahdehu la serike lehu l-’aliyyu 1-azim. La ilahe illallahü vahdehü la serike lehu 1-hakimu 1-kerim.”
          Anlamı:“Allah’tan baska ilah yoktur, sadece O vardir. Onun ortagi yoktur. O, yücedir, uludur. Allah’tan baska ilah yoktur, sadece O vardir. Onun ortagi yoktur. O, her isi hikmetli olan, çok ikram edendir.” (Ibn Ebi, Seybe, Dua, 25)
          Sabahleyin Uykudan Kalkinca Okunacak Dua

          Okunuşu: Elhamdulillahillezi ehyana ba’de ma ematena ve ileyhi’n- nüsur.
          Anlamı: “Bizi öldürdükten sonra dirilten (uyuduktan sonra uyandiran) Allah’a hamdolsun. (kiyamette) O’nun huzurunda toplanilacaktir.” (Buhari: 11/96)
          Her Sabah Okunacak Dua

          Okunuşu: Allahümme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennusur.
          Anlamı: “Allahim! Senin yardiminla sabaha girdik, senin yardiminla aksama kavustuk, senin yardiminla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve (kiyamette) varis sanadir.” (Ebu Davud: 5067)
          Her Aksam Okunacak Dua

          Okunuşu: Allahumme bike emseyna ve bike esbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileykel masir.
          Anlamı: “Allahim! Senin yardiminla aksama girdik, senin yardiminla sabaha kavustuk, senin yardiminla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve dönüs yalniz sanadir.” (Ibn Mace, Dua: 14)
          Sirkten Korunmak Için (Sabah-Aksam) Okunacak Dua

          Okunuşu: Allahumme inni euzu bike min en usrike bike sey’en ve ene a’lemu ve estagfiruke lima la a’lemu inneke ente allamulguyubi.
          Anlamı: “Allahim! Süphesiz ben bilerek herhangi bir seyi sirk kosmak (es ve ortak tanimak) tan sana siginirim.Bilmeyerek islemis oldugum(sirk ve hatalarim) in senden bagislanmasini dilerim. Süphesiz ki bütün gayblari (gizli seyleri) ancak sen bilirsin.” (et-tergib ve et-terhib: 1/76)
          Yemekten Sonra Okunacak Dua

          Okunuşu: Elhamdulillahillezi et’amena ve segana ve cealena müslimin.

        • Elbise Giyerken Okunacak Dua

          Okunuşu: Elhamdulillahillezi kesani haza ve razeganihi min gayri havlin minni ve la guvvetin.
          Anlamı: “O Allah’a hamd olsun ki, benden bir kuvvet olmaksizin bu elbiseyi bana giydirdi ve (bunu) bana rizik olarak verdi.” (Tirmizi, deavat: 107)
        • Camiye Girerken Okunacak Dua (sag ayakla girilir)

          Okunuşu: Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahummegfir li zunubi veftah li ebvabe rahmetike.
          Anlamı: “Allah’in adiyla, Allah Resulune salat ve selam olsun. Allah’im , günahlarimi bagisla ve bana rahmet kapilarini aç.” (Müslim, müsafirin:68)Camiden Çikarken Okunacak Dua (sol ayakla çikilir)

          Okunuşu: Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahumme inni es’eluke min fedlike, allahumme e’simni minesseytanirracim.
          Anlamı: “Allah’in adiyla, Allah Resulune salat ve selam olsun. Allah’im , Senden fazl-u (ihsanini) diliyorum. Allahim, beni rahmetinden uzaklastirilmis seytanin serrinden koru.” (Buhari, teheccüd: 25)
          Helaya Girerken Okunacak Dua (sol ayakla girilir)

          Okunuşu: Bismillahi Allahumme inni euzu bike minelhubsi velhebaisi.
          Anlamı: “Allah’in adiyla, Allahim, her türlü pislikten ve pis olan seylerden(erkek ve disi seytanlarin serrinden) sana siginirim.” (Ibni Mace, Teharet: 9)
          Heladan Çikarken Okunacak Dua (sag ayakla çikilir)

          Okunuşu: Gufraneke, Elhamdulillahillezi ezhebe annil eza ve afani.
          Anlamı: “(Allahim!) Senin magfiretini dilerim.Benden eza veren seyleri gideren ve bana afiyet veren Allah’a hamdolsun.” (Ibni Mace, taharet:10)
          Bir Meclisten (sohbet veya bir toplantidan) Kalkarken Okunacak Dua

          Okunuşu: Subhaneke Allahumme ve bihamdike eshedu en la ilahe illa ente estagfiruke ve etubu ileyke.
          Anlamı: “Allah’im! Seni her türlü noksanliklardan tenzih eder, hamdimi sana takdim ederim. Senden baska hiçbir ilah bulunmadigina sehadet ederim. Senden magfiret diliyor ve sana tevbe ediyorum.” (tirmizi, deavat: 38)
          Su Içtikten Sonra Okunacak Dua

          Okunuşu: Elhamdulillahillezi segana azben furaten birahmetihi ve lem yec’alhu milhen ucacen bizunubina.
          Anlamı: “Bize tatli soguk su içiren ve günahlarimiz sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah’a hamd olsun.” (Ebu Nuaym)
          Aynaya Bakarken Okunacak Dua

          Okunuşu: Elhamdulillahi Allahumme kema hassente halgi fehassin hulugi.
          Anlamı: “Allah’a hamdolsun. Allah’im! Benim yaratilisimi güzel kildigin gibi ahlakimi da güzellestir.” (Ibnüs-sünni, El- Ezkar: 270)
          Aksirma Esnasinda
          Anlamı: Aksiran kimsenin; “Elhamdulilllah” “Allah’a hamd olsun” demesi, o’nu isiten kimsenin de: “Yerhamukeallah” “Allah sana merhamet etsin” demesi gerekir. Aksiran kisi, yaninda “Yerhamukeallah” denildigini duyunca: “Yehdina ve yehdikumullah ” ” Allah bize ve size hidayet versin”. Veya, “Yehdikumullahu ve yuslihu balekum” “Allah, sizi dogru yola yöneltsin ve islerinizi düzeltsin” demelidir. (Buhari, Edep: 125)
          Vasitaya Binerken Okunacak Dua

          Okunuşu: Subhanellezi sehharalena haza ve ma kunna lehu mugrinine ve inna ila rabbina lemungalibun.
          Anlamı: “Bunu bizim hizmetimize veren Allah’in sani ne yücedir. O’nun ihsani olmasaydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz Rabbimize dönecegiz.” (Zuhruf Suresi 13-14)
        • Eve Girerken Okunacak Dua

          Okunuşu: Allahumme inni es’eluke hayral mevleci ve hayral mehraci bismillahi ve lecna ve bismillahi haracna va alallahi rabbina tevekkelna.
          Anlamı: “Allahim! Her giris ve çikisimda senden hayir diliyorum. Allah’in adiyla evimize girer, Allah’in adiyla çikariz ve Rabbimize dayanip güveniriz.” (Ebu Davud, Edeb: 112)
        • Evden Çikarken Okunacak Dua

          Okunuşu: Bismillahi tevekkeltu alellahi la havle ve la guvvete illa billahil aliyyil azim.
          Anlamı: “Allah’in adini anarak (evimden çikiyorum) ben, Allah’a dayanip tevekkül ettim. (her türlü) kuvvet ve kudret ancak yüce Allah’in yardimiyladir.” (Tirmizi, deavat: 34)Gece Uykudan Önce Okunacak Dua

          Okunuşu: Bismike Allahumme emutu ve ehya.
          Anlamı: “Senin adini anarak ölür ve dirilirim (uyur ve uyanirim) Allahim!” (Buhari, Deavat: 7)
          Uyumadan Önce Okunacak Dua
          Anlamı: Allahim; yüzümü sana çevirdim. Bütün islerimi sana havale ettim. Bütün varligimi sana bagladim. Korkularim ve arzularim baskasina degil, ancak Sanadir ve Sendedir. Siginisim ve yalvarisim Sanadir. Indirdigin kitaba ve gönderdigin peygambere inandim.
        • Peygamberimizin (S.A) HZ. Aise’ye Ögrettigi Dua
          Anlamı: Allahim! Sen affedicisin, affi da seversin, beni affet!

Şeytandan Korunma Duaları

Her türlü sıkıntı ve beladan RABBİMİZE SIĞINMAK İÇİN NAMAZLARIN SONUNDA SECDEYE KAPANIP BU DUAYI YAPABİLİRSİNİZ..

              Euzü bivechillâhil kerîm ve kelimâtillâhit tâmmatilletiy lâ yucaviz hünne berrün velâ fâcirün min şerri mâ yenzilu mines semâi ve mâ yâ’rücü fiyha ve min şerri mâ zeree fil ardı ve mâyahrücü minha ve min fitenil leyli ven nehari illâ târikan yatruku bihayrin yâ Rahman.

Anlamı: Sığınırım Keriym Allah vechine ve O’nun kelimelerinin tamamına ki, iyi kötü hiçbir şey onları tecavüz edemez… Semadan inenin ve Semaya yükselenin şerrinden, Arzda üreyenin ve Arz’dan çıkanın şerrinden, gecenin ve gündüzün fitnelerinden, hayırla olan müstesna geceleyin kapıyı çalanın şerrinden, ya RAHMAN!.(Mİ-RACA ÇIKARKEN CEBRAİL A.S,ın RESULLAH EFENDİMİZE ÖĞRETTİĞİ DUADIR.)

“Allah’ım! Güçsüzlüğümü ve halk tarafından hor ve hakîr görüldüğümü Sana arz ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sen, zaif olduğunu hissedip Sana sığınanların Rabb’isin. Sen, beni kötü huylu, asık suratlı ve yüzsüz bir düşman eline düşürmeyecek, hattâ işlerimi eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak derecede üzerimde merhamet sahibisin. Allah’ım, eğer Sen bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim mihnetlere, belâlara hiç aldırmam. Bununla berâber, Senin koruyuculuğun, bunları da göstermeyecek kadar geniştir. Senin gazabına uğramaktan, ya da hoşnutsuzluğuna düşmekten, Senin o karanlıkları yırtan, parlatan ve dünya ve âhiret işlerini yoluna koyan İlâhî nûruna sığınıyorum. Sen râzı olasıya kadar affını diliyorum. Allah’ım, beni affet! Her kuvvet ve her kudret ancak Seninle kâimdir.” (hz Muhammed Aleyhissalatuvessalam)

Eûzu bi kelimâtillâhi’t-tammâti min ğadabihi veşerri ibadihi ve min hemezâti’ş şeyâtîni ve en yahdurûn (Allah’ın gazabından ve kullarının şerrinden, şeytanların uğramasından ve gelmesinden tüm kelimeleriyle Allah’a sığınırım).

Secdede duâ

 

Namaz kılarken secdede duâ edilmez. Ancak bazı nafile namazlarda, secdede iken duâ edilir. Namaz kılmadan da secdeye kapanıp duâ etmek iyi olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Kulun Rabbine en yakın hali secdede ikendir. Öyle ise, secdede çok duâ edin.”

“Rükû ve secdede duâya gayret edin. Bu duâ kabule layıktır.”

“Secdede 3 kere, Rabbiğfirli diyen secdeden kalkmadan mağfiret olur.”

Vesveseden kurtuluş duâsı

 

İmam-ı Gazalî hazretleri buyurdu ki:

Her insana musallat olan en az bir şeytan vardır. Şeytanın vereceği vesveselerden korunmaya çalışmalıdır! Şeytan cahillere daha çok musallat olur. Dinini iyi bilene vesvese veremez.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytan da, insanın vücudunda dolaşır. Açlıkla [az yemekle, oruç tutmakla] onun yollarını daraltın!”

“Şeytan, kalbe vesvese verir. Allahü teâlânın ismi söylenince hemen kaçar. Söylenmezse vesvese vermeye devam eder.”

Vesvese, duâ ederek, zikrederek azalır ve yok olur. Bunun için, bilhassa günah işleme meyli olduğu zaman, hemen Allahı hatırlamaya, onu anmaya çalışmalı, istigfar, salevat ve duâ okuyarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışmalıdır! Günahlara tevbe etmelidir! Şeytanın vesvesesinden ve sıkıntılardan kurtulmak için, hergün şu duâyı okumalıdır:

“Ya Allahür rakib ül hafiz ür rahim. Ya Allahül hayyül halimül azim-ürrauf ül kerim. Ya Allahül hayyül kayyümül kaimü ala külli nefsin bima kesebet, hul beyni ve beyne adüvvi!”

Duâya, e’ûzü besmele, Allahü teâlâya hamdü senâ ve Resûlüne salâtü selâm ile başlamalıdır! Peygamber efendimiz, duâya başlarken, “Sübhâne Rabbiyel aliyyil a’lel vehhâb” derdi. Allahü teâlâ, salevât-ı şerîfeyi kabûl eder. Duânın başı ve sonu kabûl olunca ortasının kabûl olmaması düşünülmez.

Peygamber efendimiz, “Allahü teâlâya günah işlemiyen dil ile duâ edin” buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı suâl edilince, “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu. Yine buyurdu ki:” Duânın kabûl olması için iki şey lâzımdır. Duâyı ihlâs ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helâldan olmalıdır. “