Büyü Sihir

Büyü, bir insanın karar verme mekanizmasını onun hür iradesi dışında etkileyerek o insana yaptırılmak istenenlerin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla uygulanan bir yöntemdir.

Büyü ve Sihir Var Mıdır?

Sahihayn’da Aişe(r.a)’nin hadisiyle sabit olduğuna göre Beni Zureyka yahudüerinden Lebid bin A’sam isimli yahudi Hz. Peygamber’e sihir yapmıştı. Rasûl-ü Ekrem’in hayaline yapmadığı bir şeyi yaptım diye geliyordu. Bir müddet bu şekilde durdu. Sa-hihaynın haricindeki kitaplarda «Bir sene durdu» tabiri vardır. Sonra dedi ki: «Ey Aişe, ben sezdim ki Cendb-ı Hak fetva istediğim konuda bana fetva verdi. İki melek bana geldi. Birisi başımın ucunda diğeri ayaklarımın yanında oturdu. Başımın yanında oturan, ayaklarımın yanında oturana: «Kişinin durumu ne-dir?» diye sordu. Öbürü: «Kişiye sihir edilmiştir» dedi. Baştaki: «Ona kim sihir yapmıştır?» diye sorunca ayak tarafımdaki zat: «Le­bid bin A’sam isimli kişi» dedi. Baştaki zat: «Acaba bunu nerede yapmıştır?» diye sordu. Ayaklarımın yanında oturan: «Bir tara­ma zamanında düşen tüylere ve bir erkeğin sünnet yerinin kabuğu­na yapılmış ve Erva kuyusunun içindeki taşın altına konmuştur» dedi. Bunun üzerine o kuyuya geldiler ve onu çıkardılar. Sahih’de bu kadarı vardır. (Kurtubi)

Ehli-Sünnete Göre Sihir

Ehli sünnet ve’l-cemaate göre sihir sabittir ve hakikati var­dır. Mutezile’ye ve Şafiilerden Ebu İshak’ul-İstirabadi’ye göre sih­rin hakikati yoktur. O ancak gözboyacılıktır, hayal ve birtakım vehimleri meydana getirmekten ibarettir. Nitekim Cenab-ı Hak ha­yal tabirini Firavundun sihirbazları hakkında kullanmıştır.
Rasûl-ü Ekrem’in dediği gibi «Allah bana şifa ver­di» sözü ancak hastalık illetinin kaldırılmasıyla mümkündür. Has­talık zail olur, şifa ondan sonra gelir. Bu sözden anlaşılıyor ki sih­rin hakikati vardır, hem ayet ve hem de hadislerle sabit olmuştur. Bir de ehli hal ve’lakd’in sihrin olduğuna dair icmaı vardır. Bu ic-ma olduktan sonra Mutezile ve onlara uyanların «yoktur» demeleri bir kıymet taşımaz.
Eski zamanlarda da sihir insanlar arasında yayılmıştı. Halk bu hususta konuşmuştur. Sihrin olmadığını hiçbir sahabi, hiçbir tabiin savunmamıştır. Süfyan bin Aver, İkrime’den O da İbn Ab-bas’tan rivayet eder: «Sihir Mısır’ın köylerinden, kasabalarından, ancak adı Ferame olan kasabada öğretilirdi. Kim onu yalanlarsa küfre girer Allah ve Rasûlü’nü yalanlamış olur. Gözle sabit olan bir ilmi inkâr etmiş olur.»

BÜYÜ, BÜYÜCÜLÜK, FAL VE MEDYUMLUK

Bu konuda sözlerin en güzelini yüce mevlamızın insanların hayat rehberi olan Kur’an-ı Kerim’de açıkca anlatılmıştır. Başka söze ihtiyaç yoktur.

Bakara suresi (102. ayet)

Tuttular Süleyman’ın mülküne dair şeytanların izledikleri şeylerin ardına düştüler.Oysa Süleyman(sihir yapmadı ve)kafir olmadı, ama o şeytanlar kafir oldular.İnsanlara BÜYÜCÜLÜK veBabil’deHARUT,MARUT adında iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi BİZANCAK BİR İMTİHAN OLARAK GÖNDERİLDİK; SAKIN SİHİR YAPIP KAFİR OLMA demedikçe bir kimseye BÜYÜ öğretmezlerdi. İşte(sihir meraklıları ve onu geçim vasıtası yapanlar) bunlardan karı-koca arasını ayıran şeyler öğreniyorlardı. Fakat ALLAH’ın İZNİ OLMADIKÇA BUNUNLA KİMSEYE ZARAR VEREMEZLERDİ. Kendilerine zarar verecek ve faydası olmayacak bir şey öğreniyorlardı.

Andolsun ki ONU HER KİM SATIN ALIRSA AHİRETTE HİÇBİR NASİBİ OLMADIĞINI da çok iyi biliyorlardı. Keşke KENDİLERİNİ NE KÖTÜ ŞEY KARŞILIĞINDA SATTIKLARINI BİLSELERDİ. (Elmalı Hamdi Yazır Kur’an Meali)

Yine bu konuda insanlığa Kur’an’ın uygulanışını hayatı ve yaşamıyla gösteren ve Hadis-i Şerifleriyle anlatan sevgili peygamberimiz(Aleyhissalatuvessalam) bu konuya Hadislerle net bir açıklık getirmiştir.

BAZI SAHİH HADİS-İ ŞERİFLER

Helaka sürükleyen yedi şeyden biri BÜYÜdür.

(Buhari,Müslim, Ebu Davut)

İpe üfleyip düğüm atan kimse BÜYÜ yapmış olur.Büyü

yapanda ALLAH’a ŞİRK(ortak) koşmuş olur.(Nesai)

FALCIYA BÜYÜCÜYE KAHİNE giderek onların söylediklerine inanan KUR’AN’ı KERİM e İNANMAMIŞ OLUR.(Taberani)

Büyücüye inanan kimse CENNETE GİREMEZ(İ:Hibban)( Tevbe etmedikçe)

Gaipten haber vermek maksadı ile YILDIZ ilmi ile uğraşan kimse , BÜYÜCÜ GİBİ GÜNAHA GİRER.(İbni Mace)

Falcıya fal baktıran ,onun sözüne inanmasa bile 40 gün KILDIĞI NAMAZ KABUL OLMAZ(Müslim)

Fal bakmak,yazı ve çizgi ile gelecekten haber vermek, PUTATAPMAK GİBİDİR.(Ebu Davut)

Kahinlik yaparak ALINAN PARA HARAMDIR(Buhari)

Günümüzde medyumluğu falcılığı ve büyücülüğü meslek haline getirenlerin durumları yukarıdaki ayet ve hadislerde açıkca anlaşılmaktadır.KUR’AN ve PEYGAMPERİMİZ(a.s.v.) bu tür insanların;İslamdan nasipsiz olduklarının yanında birçok insanı bu günahları işlemeye sevk ettiğinden ve sebep

olduğundan ötürü bu insanların neredeyse şeytanla aynı kefeye konulduğunu açıkca ifade etmiştir.ilk sihirlerini kendilerini yücelterek insanların gözlerini boyamakla Allah’a Şirk koşarak yapan bu insanlar; her ne kadar kendilerini bir şifa dağıtıcı ve insanlara yardımcı ilan etselerde bu yolla kazandıkları servetler bu işin ALLAH için değilde sadece Para için yapıldığının bir göstergesidir.Acizane ifade etmeliyim ki para ALLAH RIZASI ve İNSANLARIN DUASININ önüne geçebiliyorsa ; ALLAH’ın GAZABININ ve İNSANLARIN BEDDUASININ da önüne onların yaptıkları ve insanlara musallat ettikleri cinlerle geçmekte ve onlara bu günahı işletmektedir.Ve bunu meslek haline getirenler PARA için her türlü melaneti işleyecekler ve günümüzde de maalesef işlemeye devam ediyorlar. ALLAH (c.c) ve RASULULLAH’I(a.s.v.) gerçekten sevenler büyü, büyücü, fal, falcı ve medyumdan uzak olanlardır. Ve GAYBI ALLAH BİLİR ayeti celilesini hayatlarında yaşayanlardır.

BÜYÜ NEDIR ?

Büyü ince, gizli ve anlasilmasi güç olaydir. Hakikatle hayalin karisimi olup seri tariflerden biri de, insanin direkt olarak vücudunu, gözünü veya aklini etkilemesidir. Esasi ilimdir, elektrik ve atom ilmi gibi. Bu ilmin kötüye kullanilmasi, atomun enerjiye degilde, bir sehre atilmasi gibidir. lstemedigini yaptirmaya, iradenin zaman zaman elinden alinmasidir. Bu bilgilerin kötüye kullanilmasi büyü olur. Insanlar büyüden korkarlar, sebebi ise niteliginin kendileri tarafindan bilinmemesidir. Gizliliklerinin bilinmesiyle , büyü büyü olmaktan çikar. Hal böyle olunca büyüde bes unsur gözükür; Büyücü, büyü, büyüyü yaptiran, büyüye hizmetçi (hadim), büyücü ile hadim arasindaki hadimler (cinler) dir. Bunu yaptiranlar haset ve kinlerini hileli yola basvurarak almaya çalisirlar. Bu agir ve kötü etki, büyü yapilani simsek çarpmisa benzetebiliriz. Yine büyü yapmak için, biber, nal, toprak, kasik, çiçek, yiyecek, akla gelebilecek hersey kullanilir. Bütün bunlar Allah’in takdiri, izni ve mutlak bilgisi dahilindedir. Allah izin vermedikçe, büyü ile kimse kimseye zarar veremez. Yüzlerce büyü yapilir, izin verileni kul için bir ibtila, imtihan, günahlarin tekfiri,makamin yükselmesi gibi birçok hikmetleri üzerinde tasir. Fakat insanin acul (aceleci) olmasi, hikmetlerdeki bilgisizligi, imtihani kaybettirebilir.

Büyünün çesitleri;

Büyünün birçok çesitleri ile karsi karsiyayiz. Her çesidin sifatlari vardir. Bunlari bir kaç gurupda toplamak mümkündür. Cezalandirmak, öldürmek, baglamak, emre almak, ara açmak, düsmanligi saglamak için yapilan büyülerdir. Yapilis sekline göre; basit, mürekkeb, meziç. Tesirlerine göre; lazim, mueaddi, topraga gömülen, mektup, serpilen,içirilen,yedirilen gibi büyücünün takip ettigi metod veya arz ve talebe göre büyü yapmalar. Bazende insanin giydigi kullandigi ele geçirilerek kötü büyüler veya tirnak deri parçasi saçlari kullanilarak korkunç büyüler yapilir. Evlenmek istedigi kiza kendisini kabul ettiremeyen kisinin, o kizin evlenmemesi, evde kalmasi için yapilan evlilikten soguma büyüsü gibi. Kim kahin veya arrafa (cinciye) gidip ondan kendi hakkinda gizli olan seyleri sorarsa, kirk gün tevbesi (baska bir hadiste namazi) kabul olmaz. O kimse kahinin sözünü dogrularsa küfretmis olur. Baska bir hadiste “Muhammed’e (sa) indirileni inkar etmis olur.” Hadis-i Serif-

BÜYÜCÜLER

Hoca diye bilinen üfürükçü, falci, Sahte cinci ve sihirbazlarin belirtileri; Yüzlerinin nursuzlugu,siyahligi, karanligi, biraz dikkatle bakildiginda belli olur. Hastanin ve annesinin ismini sorarlar. Resmi dairelerde, hatta ahirette baba ismi sorulurken, neden hep baba degil de anne? Hastanin elbiselerinden (mendil,resim iç çamasiri v.s.) isterler. Anlasilmayan tilsim, resim, rakam ve yildizlarin isimlerini yazarlar. Manasi belli olmayan tilsim ve azimetleri okurlar. Bardaktaki suya bakip huddam (çin) çagirirlar, bilgi verirler. Aleni veya gizli cin ulularindan yardim ister veya kurban keserler. Küfrü, sirki ileri olanlar, kendilerine gelenlerin ismini ve ziyaret sebebini belirtirler. Sonra da bu keramet addedilir. Necis bir seyle ayetleri maklub (ters) yazip cinlerden yardim beklerler. Yazdiklari muskanin denize atilmasini, yakilmasini veya topraga gömülmesini isterler. Hastanin yildizini ve dogum tarihini sorarlar. Halbuki yildizlar ancak semanin zineti ve seytanlarin recmi için teshir edilmistir. Daha önceden hazirladiklari muskayi, büyüyü, hastaya yapilan büyü oldugu, cinlerin huddamlarin getirdigini iddia ederler. Bazende önceki ziyaretlerden kisinin adinin ve annesinin adinin bilinmesinden cinlerini, seytanlarini ona musallat edip, tekrar ziyaretini temine çalisirlar. Dini, akademik seviyeleri olmadigi için, fatiha suresini tam tecvid ve tertil edemezler (okuyamazlar). Hilelerine el çabuklugu ve bazi kimyasal maddeleri de ilâve ederler.

Büyü Nasıl Yapılır?

Büyücülerin çalışma yöntemleri hâlâ gizemini korumaktadır ancak yine de bazı temel noktalar net bir şekilde bilinmektedir.

Her şeyden önce büyücü, büyü yapmak için, büyüyü yapacağı kişiye ait saç kılı, tırnak ve/ya ona ait bir eşyayı, fotoğrafı kullanır. Bu işlemlerde örneğin saç kılı bir insana ait tüm karakteristik bilgileri (DNA) içermesi nedeniyle çok önemlidir.

Büyücü müşterisinin istekleri doğrultusunda kendi bildiği yöntemleri uygular fakat her büyücü mutlaka cinler aleminden yardım almak zorundadır. Bununla birlikte her büyünün belli bir saatte yapılması gerekir. Bu büyü sırasında yıldızsal enerjinin kullanılması için gerekli bir şarttır.

Büyü formülleri tam açık değilse de, büyücülerin genellikle zehirli otlar, yılan zehri, yarasa kanı, kedi gözü, koyun bağırsağı ve bunlar gibi pek çok nesne kullandıklarını, büyünün gerçekleşmesi için kutsal kitaba doğrudan küfür ettiklerini, ayetleri tersten yazdıklarını, Ku’an’ı komple ateşe atarak yaktıklarını ve bu tarz akla hayale sığmayacak bir çok ATEİSTLİK gerektiren eylemde bulunduklarını kesin olarak bilmekteyiz.

Bunların dışında büyücü daima pis (cünup) olarak dolaşır ve gusül abdesti almaz.

Çoğu büyücü belli bir süre sonra akli dengesini yitirerek tamamen delirir. Ne yazık ki üzerinde uğraştıkları konunun tabiatı bunu gerektirmektedir.

Bazı kaynaklar büyünün yapılabilmesi için büyücünün kendi kanını ve spermini karıştırarak bunu içmesi gerektiğini de kaydederler.

Tüm bu garip işlemler sonucunda aslında ortaya çıkan çok basit olarak negatif enerji transferidir.Ve bu enerji tedavi ile temizlenmedikçe o kişiden ölünceye kadar ayrılmaz ki BÜYÜ YAPAN KAFİR OLUR (bakara suresi 102. ayet)sözünün günahin büyüklüğünü ifadesi de bu nedenle olmak gerektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>